ANKSİYETENİN SİZE YAPTIRDIĞI 5 GARİP ŞEY

Anksiyete, kaygı bozukluğu çok farklı şekillerde kendini gösterebilir ve hayatımızı ve davranışlarımızı etkiler. Farkında olmasak da çoğu rutinimizin çoğu alışkanlıklarımızın kökeninde anksiyete ve onun yarattığı gerginliği rahatlatma çabası yer alıyor. Anksiyetenin size yaptırdığı “aaa bu da mı anksiyetedenmiş” diyeceğiniz 5 ilginç davranış neymiş? Gelin bakalım. Evet, birinci ilginç ya da garip davranışımız anksiyeteliler olarak “Aynı dizileri ya da aynı yapımları tekrar tekrar izlemek” . Kimisi Avrupa yakasını tekrar tekrar izler, kimisi belki Friends’i. Benim favorim ise Ekmek Teknesi ve Tatlı Hayat’tı. Bazı dizileri ya da yapımları izlemek gerçekten de rahatlatıcıdır. Çünkü sizi günlük yaşamın stresinden, günlük yaşamın o kaygılarının, üzüntülerinden bir an için uzaklaştırır. Ancak bazen özellikle bazı yapımları tekrar tekrar tekrar tekrar izleriz ve bundan keyif alırız tuhaf bir şekilde. Yani o kadar çok izlemişizdir ki aynı şeyi artık replikleri ezberlemişizdir. Peki neden bunu yapıyoruz? Bir açıklamaya göre ne olacağını zaten bildiğinizde bir aşinalık ve bir rutin duygusunun içerisinde kendinizi bulursunuz. Ve bu kaygıyı engeller, dolayısıyla kendinizi daha rahat hissedersiniz ve bir kontrol duygusu hissetmenize yardımcı olur bu durum. Ayrıca anksiyete sırasında aşırı düşünme ile beraber zihnimizdeki bilişsel yük artar. Dolayısıyla yeni bir veriyi zihnimize alıp onu işlemektense hali hazırda zaten bildiğimiz bir şeyle uğraşmak daha dinlendirici ve daha kolaydır. Bir diğer alışkanlık. Planları son anda iptal etmek. Gitmemek, ben gelmiyorum demek. Kaygılı insanların çoğu için evleri güvenli alandır. Orada kendilerini daha rahat ve huzurlu hissederler ve dışarı çıkmak ve diğer insanlarla sosyalleşmek çoğu zaman daha rahatsız edicidir. Daha kaygı uyandırıcıdır. Belki kaygılı olmadığınız bir an ya da belki ayıp olmasın diye arkadaşlarınıza aaa evet ben de gelirim dediniz ve onlarla beraber bir plan yaptınız.

Ancak iş dışarı çıkma saatine geldiğinde, yani dışarı çıkma saati yaklaştığında bir bakıyorsunuz ki hissettiğiniz kaygı miktarı çoğalmış, vücudunuzu ciddi bir endişe kaplamış. Vücudunuz adeta sizin dışarı çıkmamanız için elinden geleni yapıyor. Ve çoğunlukla da ne yazık ki bu savaşı vücudumuz kazanıyor. Ve bir bakıyoruz ki arkadaşlarımızı arayışımız, planı iptal ettiğimizi ya da gelemeyeceğimizi söylüyoruz. Ve ekranın karşısında aynı diziyi yüz ellinci kez izlerken kendimizi buluyoruz. Gerçekten de yapılan bir bilimsel çalışma, insanların stresli ve tükenmiş hissettikleri zamanlarda eski bir dizi gibi tanıdık bir kurgusal yapıyı daha çok tercih etme eğiliminde olduklarını gösteriyor. Peki neden ev ve alışılmış rutinler bize daha iyi hissettiriyor? Çünkü ilkel beynimiz için dışarısı demek, dış ortam demek, çok sayıda tehdit ve bilinmezlik demektir ve bilinmezlik eşittir ölümdür ilkel beynimiz için bilinmezlik ortamında beynimiz tehditleri tam anlamıyla hesaplayamaz ve canlılığımızı sürdürmek için gerekli olan önlemleri tam anlamıyla alamaz. Dolayısıyla bu en temel görevini yerine getiremez. Bu yüzden de olabildiğince bizi dışarıdan, yani riskli ortamdan geride tutmaya çalışır. Dolayısıyla ne yapar? Bizi evde tutmak için elinden geleni yapar. Aynı şeyi yine tanıdık, rutin, aşina olduğumuz işler için de düşünebilirsiniz. Tanıdık işler, rutin hareketler zihin için daha bilindiktir, daha güvenlidir. Bunları daha çok sever. Tabii bu gibi durumlarda o zihnimizi dinlemeyip ne yapmamız gerekiyor? Minik minik adımlarla ısrarla dışarıya çıkmaya devam etmek ve o alanı, yani o güvenli alanımızı gitgide genişletmek gerekiyor. Çünkü siz dışarıya çıkmaya devam ettikçe, ettikçe, ettikçe bu sefer bu sizin rutininiz içerisine girecek ve bu sefer zihniniz artık dışarıyı da dış ortamı da yani belki dışarıdaki belli ortamları da yine güvenli alanlarının arasına ekleyecek ve sizin için dışarı çıkmak gitgide daha kolay bir hale gelecek.

Ve bir diğer alışkanlığımız. Ertelemek. Şimdi kaygılı insanlar çoğunlukla ya mükemmeliyetçidir ya da ya hep ya hiç tarzı düşünceye sahiptir. Yani bir örnek vereyim bir işe başlayacaksam ya mükemmel olmalı ya da hiç yapmamalıyım. Bir işe başlamadan önce her şeyin mükemmel olmasını beklediğim zamanda ya da tüm koşulların hazır olmasını beklediğim zaman da bu neyi getiriyor? Beraberinde ertelemeyi getiriyor. Yani yapacağım ama önce şu, şu, şu olsun, şu koşullar yerine gelsin onu bekliyorum. Ya aslında nefes egzersizlerine başlayacağım ama önce stresle ilgili bir iki kitap daha okumak istiyorum. Bazen de yeni bir işe başlamanın getirdiği o zihinsel yüke hazır değilizdir. Kaygılı insanlar çoğunlukla gelecekteki olası felaket senaryoları ve bunlara karşı alacakları önlemleri hesaplamakla o kadar meşguldür ki, o kadar yorulur ki zaten normalde zihin hep bir yükün altındadır. Dolayısıyla yeni bir işe başlamanın getirdiği o yeni yüke hazır hissetmezler kendilerini. Bu yüzden de erteleyip dururlar. İşin kötü yanı kaygı ve erteleme bir kısır döngüdür. Yani kaygılandığınız için ertelersiniz, ertelediğiniz için daha da kaygılanırsınız. Kaygılandığınız için yine ertelersiniz ve yine kaygılanırsınız. Bu şekilde sürüp gider. İyisi mi tabii ki bir yerden bu döngüyü kırmak gerekir. Ben kendi adıma ne yapıyorum? Yeni bir işe başlamam gerektiğinde öncelikle o işi küçük parçalara ayırıyorum ve bu parçalar arasından en kolay yapılabilir olanla başlayıp en azından o dağı biraz eritilmiş oluyorum.

Böylelikle artık o iş eskisi kadar gözümde büyümüyor. Evet bir diğer alışkanlık. Az konuşma ya da sosyalleşmekten kaçınma. Şimdi anksiyetesi olan çoğu insan, etraflarında az konuşan kaba ya da soğuk mesafeli kişiler olarak algılanabilir. Bunun sebebi şudur aslında anksiyete atağı sırasında kişi o kadar yoğun bir stres hisseder ki, o kadar yoğun bir stresin altında ezilir ki o sırada tek istediği şey kapanmak, kendi kabuğuna çekilmektir. O sırada o kadar büyük bir zihinsel yükle uğraşıyorduk ki ve de bedensel yükle. Çünkü o sırada zihninde ve bedeninde bir sürü şey oluyor o kişinin. Dolayısıyla diğer insanların sorularına yanıt vermek, sohbete katılmak o sırada akıllarından geçen en son şey olabiliyor. Bundan kaynaklı da çoğu anksiyetesi olan insan, özellikle o sırada atak geçiriyorsa bu yüzden az konuşabilir, sorulara yanıt vermeyebilir, kendi kabuğuna çekilebilir. Öte yandan bir de kaygı bozuklukları içerisinde sosyal kaygı bozukluğu dediğimiz bir tanım var ki biliyorsunuz özellikle sosyal kaygı bozukluğu olan insanlar için sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni ortamlara girmek oldukça sıkıntılı bir durumdur. Çok büyük stres yaşarlar ve bu onların elinde değildir ve bu stresten kaynaklı da insanlara böyle gülücükler saçamayabilirler. Çok güler yüzlü, çok sıcakkanlıymış gibi görünmeyebilirler. Ancak bu sizden çok onların kendi içinde yaşadıkları o duygusal durumla alakalıdır. Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler o sırada acaba dışarıdan nasıl algılanıyorum? Acaba diğer insanlar beni nasıl algılıyorlar? Acaba hakkımda ne düşünüyorlar? Düşünceleri ile o kadar çok haşır neşirdir ki bu onların rahat, gülümseyen, sıcak bir şekilde olmalarını engeller.

Bir dahaki sefere neşeli ya da cana yakın olmadığı için birilerini kaba ya da sıkıcı diye eleştirirken bir kere daha düşünmenizi öneririm. Belki de bu kişi kaygı sorunlarıyla boğuşuyordur. Evet, bir diğer garip alışkanlık anksiyetenin bize kazandırdığı. Göz temasından kaçınmak. Kaygılı insanların çoğu direkt olarak göz temasından rahatsız olurlar. Bu onlara bunaltıcı gelebilir. Özellikle sosyal kaygısı olan kişiler, diğerlerinin onlarla ilgili ne düşündüğü ve diğerleri tarafından nasıl algınalındığı, nasıl göründüğü konusunda zaten kaygılara sahip olduğu için. Bu birinin gözlerini dikip ona bakması onu daha da rahatsız edebilir. Dolayısıyla o sıradaki fizyolojik tepkileri, örneğin kalp atışı hızlanması, yüzünün kızarması, hızlı nefes alıp verme acaba dışarıdan algılanıyor mu? Acaba şu anda nasıl gözüküyor? Gibi durumlara karşı daha duyarlı hale gelmelerine yol açabilir. Bu yüzden de bu direkt olarak gözlerin kendi üzerinde olması onları rahatsız edebilir. Öte yandan yine sosyal kaygı yaşayan insanların çoğu da direkt olarak göz kontağı kurma konusunda sıkıntı yaşayabilirler. Anksiyete den kaynaklı diğer alışkanlıklarımızı merak ediyorsanız acaba yaşadığım anksiyete hayatıma nasıl yansıyor? Farkında olmadan davranışlarımı nasıl etkiliyor merak ediyorsanız bir diğer videoma da şuradan ulaşabilirsiniz. Orada da yine farkında olmadığınız ama aslında anksiyeteden kaynaklanan diğer alışkanlıklarınızı görebileceksiniz. Eğer anksiyete, kaygı, depresyon, takıntı gibi problemlerle baş etmeye çalışıyorsanız, size yardımcı olabilecek çok sayıda bedensel ve zihinsel tekniği içeren videolar bu kanalda mevcut. Eğer bu videolardan haberdar olmak istiyorsanız kanala abone olmayı unutmayın. Eğer videoyu beğendiyseniz beğen tuşuna basmayı ve yorumlarda bunu bizimle paylaşmayı da unutmayın lütfen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.