COVİD 19 PANDEMİSİ KİŞİLİĞİMİZİ NASIL DEĞİŞTİRDİ?

Pandemi ile beraber hayatımıza oldukça değişti. Peki bu değişim kişilik özelliklerimizi de etkiledi mi? Mesela pandemi ile beraber daha uyumsuz, daha nevrotik ya da daha tembel olmuş olabilir miyiz? Gelin bu soruların cevabına konuyla ilgili yapılmış bilimsel araştırmalar eşliğinde bakalım. Pandeminin ruhsal sağlığımız üzerindeki etkisiyle ilgili pek çok araştırma ve anket yapıldığı ve bu araştırmaların sonucunda depresyon ve kaygı problemleri başta olmak üzere ruhsal sağlığımızın pandemi öncesine göre daha olumsuza doğru gittiğine dair sonuçlara ulaşıldı. Araştırma şirketi Ipsosun, 2021 yılında dünya çapında yaşları 16 ila 74 arası değişen 21.011 kişiyle yaptığı araştırma pandemi öncesine göre psikolojimizdeki değişimi çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu araştırmada kişilere pandemi döneminde psikolojilerininde ki değişim ve bu değişimin yönü sorulmuş ve “biraz daha kötü oldu, çok daha kötü oldu, “herhangi bir fark yok”, “biraz daha iyi oldu” ve “çok daha iyi oldu” seçeneklerinden kendilerine uygun olanı seçmeleri istenmiştir. Bu araştırmada gördüğünüz gibi ülkemiz ne yazık ki birinci sırada. Yine bir diğer araştırma şirketi olan Gallupnun 2022 Küresel Duygular Raporu sonuçlarına göre Türkiye dünya çapında öfke duygusuna en çok hisseden ikinci ülke iken, en çok hüzün ve stres hisseden ülkeler arasında üçüncüyüz. Bu sonuçların elbette psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve siyasi pek çok sebebi var. Peki pandemiden sonra görünen o ki kendimizi daha kötü hissediyoruz ama kişisel özelliklerimiz de herhangi bir değişim var mı? Yine araştırmacılar bu sorunun cevabına evet, olabilir diyorlar. Peki bunlar hangi özellikler? Bir grup araştırmacı, Amerika’da yaşayan ve yaşları 18 ila 109 arasında değişen 7 bin 109 katılımcının çeşitli kişilik özelliklerini ölçtüler. Bu ölçümler pandemi öncesi pandeminin ilk evresi ve pandeminin son evresinde yapıldı.

Yani çeşitli kişilik özellikleri toplamda üç defa ölçüldü ve aradaki değişim gözlemlendi. Ekim 2022’de yine araştırmadaki veriler beş büyük kişilik kuramına göre analiz edildi. Beş büyük kişilik özelliğiyle ilgili kuram ve bununla ilgili test nedir, neleri ölçer? Bununla ilgili detaylı bilgiyi bir başka videomda anlatmıştım. Bu videodan sonra merak edenler onu izleyebilirler. Videonun linkini açıklama kısmına koyacağım. Özetle beş büyük kişilik özelliği ya da büyük beşli kişilik testinde ölçülen boyutlar, nevrotiklik ya da duygusal denge, dışa dönüklük, yeni deneyimlere açıklık, uyumluluk ve sorumluluk boyutlarıdır. Peki bu boyutların açılımı nedir? Kişiliğimizin hangi özellikleriyle ilgilidir ve araştırma sonuçlarına göre bunlarda nasıl bir değişim olmuş? Gelin detaylandıralım. Bahsedeceğimiz ilk boyut duygusal denge ya da nevrotiklik boyutu. Nevrotiklik boyutu kişinin duygusal olarak ne kadar istikrarlı olduğu, duygusal olarak ne kadar dengede olduğu, strese ya da kaygıya ne kadar eğilimli olduğuyla ilgili bir boyuttur. Nevrotiklik düzeyi yüksek bireyler daha stresli, öfkeli, karamsar, alıngan, kaygılı, endişeli, güvensiz bireyler olarak düşünürken, nevrotiklik düzeyi daha düşük olan bireyler daha sakin özgüvenli stres karşısında daha dayanıklı bireylerdir. Araştırma sonucuna göre nevrotiklik puanları pandemi ile beraber 30 yaş altı grupta bir miktar artmış. Fakat 30 yaş üstü daha olgun yetişkinlerde ise önemli bir değişiklik görülmemiş ilk başta. O zaman demek oluyor ki pandemi özellikle duygusal olarak 30 yaş altı grubu daha fazla etkilemiş. Yaş olarak ayırmadan genele baktığımızda ise şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşıyoruz. Pandeminin başlarında kişilerin nevrotiklik puanları pandemi ile beraber küçük bir miktar düşme gösteriyor. Fakat ilerleyen evrelerde tekrar bu puanlar yükseliyor ve pandemi öncesi düzeye yaklaşıyor. Peki bu nasıl olur ve neden? Olası nedenlerden biri pandemiden önce nevrotiklik düzeyi yüksek olan bireylerin kaygı, sıkıntı gibi duygularını kendilerinin bu mizaçsal yönüne atfetmiş olmaları ancak pandemi ile birlikte bunu kendileri dışında bir nedene bağlamaları dolayısıyla kendileriyle ilgili nevrotiklik algılarında bir düşmenin olabileceği. Yani özetle bu şu demek pandemiden önce belki sıkıntı verici duygular yaşayan insanlar bunları kendileriyle bütünleştiriyordu. Yani bunun nedeninin kendisi olduğunu düşünüyordu. Dolayısıyla ya ben nevrotik bir kişiliğim diyordu belkide. Ancak pandemi ile beraber bu nedeni yükleyebileceğimiz somut bir yeni bir neden geldi elimize. Dolayısıyla bu duyguların nedeni dışsal bir neden olunca, kendimizle ilgili nevrotiklik aldığımızda düşmeye başladı. Evet, bu sonuçla ilgili araştırmacılara göre olası diğer nedenler pandemi döneminde ruhsal sağlıkla ilgili erişilebilecek kaynakların artmış olması ve yine bir başka dönem kişilerin dünya çapında yaşanan sıkıntıları ve dünya çapında yaşanan bir takım hastalıkları gördükçe kendi durumlarıyla ilgili tekrar bir değerlendirme yapmaları ve belki de kendi durumlarını daha olumlu olarak değerlendirmeye başlamaları olabilir. Yine araştırmacılara göre bunun olası bir diğer nedeni, kişilerin özellikle pandeminin ilk başlarında sosyal medyada ve diğer medya alanlarında ne kadar çok korktukları ile ilgili ne kadar çok endişe öğrendikleri ile ilgili ve belki bu yüzden yaşadıkları sıkıntılarla ilgili çok fazla sayıda habere ve görüntüye, içeriğe maruz kaldı insanlar. Tabii bu içeriklere maruz kaldıktan sonra belki yine diğerleriyle kendi durumlarını kıyaslayıp kendilerini onlara oranla daha sağlıklı görmüş olabilirler. Evet, normalde pandemi döneminde ruhsal sıkıntılarımız arttığı için nevrotiklik düzeyinin de artmasını beklerdik. Ancak bu araştırmada en azından pandeminin başında kişilerin nevrotiklik algılarının bir miktar düştüğü görülüyor. Fakat tabii bu etki geçici.

Pandeminin ilerleyen dönemlerinde nevrotiklik algısı yine pandemi öncesine dönüyor. Pandemi ile birlikte düşüşe geçen ve aslında bizi de bu anlamda çok da şaşırtmayan bir diğer kişilik boyutu dışa dönüklüktü. Görünen o ki pandemide uygulanan sosyal mesafe ve izolasyon bizleri eskiye oranla daha içe dönük bir hale getirdi. Büyük beşli kişilik testindeki dışa dönüklük boyutunda yüksek puan alınması ya da bu puanların yükselmesi kişinin daha aktif, daha canlı, daha enerjik olmasıyla ilgili iken, bu puanların düşmesi kişilerin daha sessiz, daha sakin, daha mesafeli, daha içe dönük olduklarını bize gösteriyor. Pandemi ile beraber yine düşüşe geçen bir diğer kişilik özelliğimiz ise sorumluluk gibi gözüküyor. Büyük beşli kişilik testinde sorumluluk boyutu kişilerin dürtülerini nasıl kontrol ettiğini aslında bize gösteriyor. Sorumluluk boyutunda yüksek puan almak ya da bu puanın yükselişe geçmesi demek kişilerin sabırlı, azimli, gayretli, çalışkan, disiplinli, planlı olması anlamına gelirken, bu boyutta düşük puanlar almak kişinin daha görev bilincinden uzak, tembelliğe, ertelemeciliğe daha meyilli, daha dağınık olduğunu bize gösteriyor. Uzaktan çalışmak, sabahın köründe kalkıp bir şekilde işe gitmek zorunda olmamak sık sık yaşanan plan iptalleri ya da verilen aralar ara tatiller. Görünen o ki bizim kendimizle ilgili sorumluluk algımızı negatif yönde etkilemiş. Kendimizi eskiye oranla daha disiplinsiz, daha dağınık görüyor olabiliriz. Bunun sebeplerinden biri dışsal bir baskı olmadan yataktan kalkmak, günlük işleri planlamak ve bu işleri yerine getirmek bizi biraz zorlamış olabilir. Dolayısıyla bu zorlamadan kaynaklı da kendimizle ilgili disiplin yönünde daha negatif algılara kapılmış olabiliriz. Pandemi ile birlikte düşüşe geçen bir diğer özelliğimiz uyumluluk. Şimdi uyumluluk derken neyi kastediyor Büyük Beşli Kuramı. Uyumluluk kişilerin ne kadar uzlaşmacı, iş birliğine ne kadar yatkın, ne kadar empatik olduklarıyla ilgili bir boyut.

Dolayısıyla bu boyutta düşük puan alan insanlar daha kavgacı, daha bencil, geçinilmesi daha zor insanlar. Ve evet, görünen o ki pandemi ile birlikte eskisine oranla bizler daha az uyumlu bir hale gelmişiz. Pandemi ile birlikte tabi ki sosyal becerilerde düşme görülmesi çok normal. Çünkü bu beceriler ancak sosyal ortamlarda gelişiyor. Dolayısıyla bu kapanmalar, sosyal mesafeler bir şekilde bizim iletişim, empati, diğer insanlarla uzlaşma gibi becerilerimizi ya da bu becerilerle ilgili algılarımızı olumsuz etkilemiş olabilir. Ve Büyük Beşlinin beşinci özelliği yeni deneyimlere açıklık. Pandemi ile beraber eskiye oranla biraz daha sabit fikirli, biraz daha tutucu olmuşuz gibi gözüküyor. Yeni deneyimlere açıklık kişinin yeniliğe, değişime ne kadar açık olduğu ne kadar meraklı ve istekli olduğuyla ilgili bir boyut. Dolayısıyla bu boyutta düşük puan alan bireyler daha tutucu, daha sabit fikirli, değişime daha dirençli bireyler. Kriz anlarında yenilik ve değişimdense daha çok güven ve istikrar ararız. Bu yüzden bu anlamda değişime daha kapalı bir hale gelmemiz çok da şaşırtıcı değil. Peki acaba kişilik özelliklerindeki bu değişiklikler geçici mi yoksa kalıcı mı? Onu da bize daha sonrasında yapılacak yeni araştırmalar gösterecek. Ancak araştırmacıların üzerinde hemfikir oldukları bir nokta var ki o da pandeminin kişilik özellikleri üzerinde yaklaşık on yılda bir oluşmasını beklediğimiz düzeyde bir değişimi sadece birkaç yılda gerçekleştirdiği. Pandemiden sonra siz kendinizde nelerin değiştiğini düşünüyorsunuz? Neleri gözlemliyorsunuz? Yorumlarda bizimle paylaşırsanız çok seviniriz. Kişisel gelişim ve psikoloji eğer ilgi alanınız içindeyse doğru yerdesiniz. Bu kanalda her hafta bu konulara özel yeni içerikler paylaşıyoruz. Eğer bu içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız kanala abone olmayı ve bildirim zillerini açmayı lütfen unutmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir