Zihnindeki Fırtınayı Dindirme: Fırtınanın Gözü Meditasyonu
Bir düşünsene, birden zihnine çok sıkıntılı düşünceler doluşuyor ve bu düşüncelerin etkisiyle kalbinin hızlandığını, hatta belki titrediğini fark ediyorsun. Zihninden geçen, eyvah, ya panik gelirse, düşüncesini fark ediyorsun. Ancak bunlara takılıp gitmiyorsun, bunlara takılıp kalmıyorsun, yapışmıyorsun. Bunları büyütüp felaket senaryoları yazmıyorsun ya da bunların içinde boğulup kalmıyorsun. Düşünce ve duygu fırtınaları zihninde ve bedeninde çılgınca eserken sen adeta fırtınanın gözünde gibisin. Kasırgaların merkezinde fırtınanın gözü denen bir nokta vardır. etrafında saatte yüzlerce kilometre hızla dönen yıkıcı bir rüzgar duvarı varken bu merkezin içi şaşırtıcı derecede dingin, rüzgarsız ve sakindir. Zihninde, bedeninde bu fırtınalar eserken sen oturduğun yerden Onlara kapılıp gitmeden sakince olanı biteni izliyorsun. Çok güzel olmaz mıydı? Tüm bu söylediklerim bilişsel ayrışma becerisini öğrenmek ve bunu hayata geçirmekle mümkün. Ayrışma zihninden geçen düşüncelerle, bedenindeki duygularla, hislerle arana bir mesafe koyup adeta onlardan bir adım uzaklaşıp dışarıdan bir göz gibi onları izleyebilme becerisidir. Bu kavramın tam karşısında bilişsel birleşme kavramı vardır ki bu da zihninden geçen düşünceleri mutlak ve tek gerçeklik olarak görmek, onların etkisiyle harekete geçmek ve onların içinde boğulmak anlamına gelir. Yani bir anlamda sen ve düşüncelerin birleşmiş bir bütün olmuşsunuzdur adeta. Örneğin herkesin yapabileceği basit ve zararsız bir hata yüzünden bütün günü kendine zehir ettiğinde, bütün gün kendini yargıladığında ve bu yüzden çok büyük bir utanç ve suçluluk duygusuyla yandığında ve kendini kendine hapsettiğinde düşüncenle birleşmişsin demektir. Nabzın her hızlandığında kesin kalp krizi geçiriyorum deyip acile koştuğunda düşüncenle birleşmişsindir demektir. Dışarı çıkarsam kesin sıkıntı yaşayacağım, kesin panik atak gelecek diyerek kendini eve hapsettiysen düşüncenle birleşmişsin demektir. Aslında sorun hissettiğin duygularda, zihninden geçen düşüncelerde ya da bedensel hislerinde değildir. Sorun senin onların gelip geçici olduğunu fark etmemen, kabul etmemen ve onlarla birleşmendedir. Aslında bedensel hislerimiz geçicidir. Duygularımız ve düşüncelerimiz de çoğu zaman öyle. Duygular ve düşünceler onlara yapışmadığımız, onları didiklemediğimiz, onları kurcalamadığımız sürece çoğu zaman zararsızdır. Ya iyi hoş güzel anlatıyorsun da peki bunu nasıl yapacağız diyorsanız şimdi size harika bir egzersizden bahsedeceğim. Bu egzersizde fırtınanın gözü konumunda olmayı deneyimleyeceğiz. Bunun için zihinde canlandırma tekniğinden faydalanacağız. Bu yüzden mümkünse şimdi rahat bir yere geçin, gözlerinizi kapatın ve egzersizdeki yönlendirmeleri dinleyin. Kabul ve adanmışlık terapisinde fırtınanın gözü metaforu ve meditasyonu zorlayıcı düşünce ve duygularla başa çıkarken içimizdeki sakin ve gözlemleyen yeri bulmamıza yardımcı olan güçlü bir egzersizdir. Amacımız fırtınayı durdurmak değil, fırtınanın içinde savrulmadan durabilmektir. Egzersiz için şimdi rahat bir pozisyon al. Ayaklarının yere bastığını, sırtının desteklendiğini hisset. Gözlerini nazikçe kapat veya karşıda bir noktaya sabitle. Önce dikkatini şimdiye, şu ana bedenine getir. Ayaklarının yerle temasını hisset. Sırtının sandalyeyle temasını fark et. Yer çekiminin bedeninin üzerindeki o güvenli ağırlığını duyumsamaya izin ver. Şimdi odağını yavaşça nefesine çevir. Nefes alıyorsun ve nefes veriyorsun. Nefesini değiştirmeye çalışma. Sadece bedenin kendiliğinden nasıl nefes alıp veriyorsa onu merakla izle. Nefesinin burnundan geçerken bıraktığı serinliği hisset. göğsünün ve karnının şişmesini ya da inmesini fark et. Şimdi dikkatini biraz daha iç dünyana, zihnine ve duygularına yöneltmeni istiyorum. Şu anda, tam şu saniyede, iç dünyanda neler oluyor? Zihninden hangi düşünceler geçiyor? Bedeninde hangi hisler, hangi duygular var? Belki zihnin geçmişle ya da gelecekle meşgul. Belki göğsünde, karnında ya da omuzlarında bir gerginlik var. Tüm bunları birer hava durumu olayı gibi, bir kasırga gibi hayal etmeni istiyorum. Uçuşan düşüncelerin sert esen rüzgarlar olsun. zorlayıcı duyguların, bedensel sıkıntıların, gök gürültüsü, şimşek ya da sağanak yağmur olsun. Fırtınanın ne kadar güçlü olduğunu fark et. Rüzgarın nasıl estiğini, yağmurun nasıl yağdığını izle. Şimdi doğadaki en büyük kasırgalarda bile var olan değişmez bir kuralı hatırla. Kasırga ne kadar şiddetli olursa olsun, tam merkezinde fırtınanın gözü denen bir nokta vardır. Fırtınanın çevresi kaotik, gürültülü ve tehlikeliyken, tam o merkez noktası sessiz, dingin, ve sakindir. Tıpkı fırtınanın gözünün içinde, merkezinde olduğu gibi senin sakinlik gözün de senin içinde. Ona bağlanmak için nefesini kullan ve nefesine odaklan. Sadece nefes al ve nefes ver. Şimdi hayalinde düşünce ve duygularının oluşturduğu bu fırtınanın tam merkezine doğru ilerlediğini canlandır. Dışarıdaki gürültüden sıyrılıp o merkeze, o dingin boşluğa yerleş. Fırtınanın gözündesin. Burada, bu merkezde güvendesin. Rüzgar hala dışarıda esiyor. Duygular hala orada. Fırtına bitmedi ama sen şu an fırtınanın içinde savrulmuyorsun. Sen fırtınanın merkezindeki o sakin yerdesin. Bu sırada zorlayan düşünceler, duygular, rahatsız edici sesler, kötü anılar gibi stresli bir şey olursa, sanki fırtınanın çalkantılı rüzgarı gibi onlara dışarıdan bakmaya çalış. Dönüyor ve sürekli değişiyor. Bu sıkıntılı duygu, düşünce ve duyumları fırtınanın sürekli dönen kısmı gibi gör. Ve dışarıdan bak. Sen fırtınanın sakin merkezisin. Sen bu duygular değilsin. Etrafındakilere rağmen, fırtınanın sessiz merkezi, huzurlu kısmı sensin. Tepki vermiyorsun. Sadece gözlemliyorsun. Fırtınanın sürekli dönen rüzgarlı kısmı gibi bu deneyimlerde sürekli hareket ediyor ve değişiyor. Ancak sen sabitsin. Hareket etmiyorsun ya da onlara kapılmıyorsun. Bulunduğun bu sakin noktadan dışarıdaki o fırtınayı sadece izle. Düşüncelerini bir rüzgar gibi, duygularını yağan bir yağmur gibi izle. Onları durdurmaya çalışma, onlarla savaşma ya da onlara yapışma. Bırak rüzgar ezsin, bırak yağmur yağsın. Ve şunu fark et, sen fırtına değilsin. Sen fırtınanın gerçekleştiği gökyüzüsün. Sen o güvenli alansın. Düşünceler gelir ve geçer. Duygular yükselir ve alçalır. Ama merkezdeki bu göz, bu gözlemleyen parça, zarar görmez. O hep buradadır, hep sakindir. Fırtına ne kadar yoğun veya kötü olursa olsun, Göz daima sakin ve rahattır. En çalkantılı kasırga bile göze zarar veremez. Göz güvenlidir. Ne zaman kendini kötü hissedersen dengede kalmak için, nefesini kendi kasırga gözüne bağlanmak için kullan. Şimdi yavaş yavaş bu deneyimi sonlandırmaya hazırlanırken derin bir nefes al ve nefesini yavaşça ver. Bu sakin ve gözlemleyen yeri günün geri kalanında ne zaman ihtiyaç duyarsan içinde bulabileceğini hatırla. Hazır hissettiğinde dikkatini tekrar bedenine, oturduğun odaya getir. El ve ayak parmaklarını hafifçe kıpırdat ve hazır olduğunda gözlerini aç