SÜNGER BOB’DAN (SPONGEBOB) 5 HAYAT DERSİ VE KARAKTERLERİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

İtiraf etmeliyim, Sünger Bob Türkiye’de ilk yayınlanmaya başladığında yirmili yaşlarının başındaydım ve evet ben de izliyordum. Peki Sünger Bob’daki karakterlere psikolojik açıdan bakarsak neler görebiliyoruz? Karakterlerin psikolojik incelemesini başroldeki dört karakter açısından yapacağız. Psikoloji severler ve Sünger Bob severler. Hazırsanız başlayalım. Bir bölümünü dahi izlememiş olsanız bile bir şekilde Sünger Bob’un görseline bir yerlerde maruz kalmışsınızdır ve en azından simayen tanıyorsunuzdur. Bu çizgi filmin çocuklar üzerindeki etkisi biraz tartışmalı olsa da ve üzerine pek çok komplo teorisi üretilmiş olsa da biz tıpkı Sünger Bob gibi işi iyi tarafından bakacağız. Ne de olsa bu videoda amacımız eğlenmek. Peki ilk karakterimizi başlayalım Aslı Sünger Bob’la başlamam gerekiyor ama ben bana daha fazla malzeme sağlayan bir başka karakter olan Squidward ile başlayacağım. Sünger bob ve Patrick biraz saf, çocuksu ve son derece neşeli iken sıkı Squidward ise nispeten daha bilinçli ancak son derece huysuz, karamsar ve içe dönük bir kişiliktir. Tabii bunun böyle olmasını sebeplerinden bir tanesi hayatta birtakım şeyleri başarmak, kendini kanıtlamak istemesi. Ancak bunu başaramamasıdır. Aslında müzisyen olmak istemektedir fakat ona göre yeteneğini kimse görmemiştir ve bu yüzden de sevmediği ve rutin bir işte çalışmak zorunda kalmıştır. Hatta bir bölümde Squidward’ı bir mezarın başında ağlarken ve çiçek bırakırken görüyoruz. Mezarın üzerinde ise yazan şu. Burada Squidward’ın umutları ve hayalleri yatmaktadır. Her gün nefret ettiği bir işi söylene söylene gider. Ancak bu işten sıyrılıp kurtulmasını sağlayacak, kendi istediği işi yapmasını sağlayacak kadar da yetenekli değildir. Ya da belki de şansı değildir.

Tanıdık geldi mi? Squidward başarısızlıklarından dolayı çoğunlukla dışsal faktörleri suçlamaktadır. Squidward biraz sen, Squidward biraz ben, Squidward aslında biraz hepimiz. Belki de çoğumuz hayata Sünger Bob gibi neşeli ve iyimser olarak başlıyoruz. Ancak yaşımız ilerledikçe, hayal kırıklıkları yaşamaya başladıkça Squidwardlaşmaya başlıyoruz. Belki de bu yüzden Sünger Bob genellikle çocukların en favori kahramanı iken, aynı çizgi filmde yer alan Squidward ise yetişkinlerin favori kahramanı. Aslında Squidward içinde bulunduğu durumu sorgulayabilecek ve bir takım rahatsız edici gerçekleri görebilecek kadar bilinçli bir karakter. Kitaplara düşkün, müziğe, sanata düşkün, bu anlamda çizgi film içerisindeki en derinlikli karakter diyebiliriz. Ancak ne yazık ki hayatıyla ilgili şikayet etmek dışında bir şey yapmıyor. Yalnızca mutsuz olmak ve homurdanmakla yetiniyor. Bu da belki de birbirini hatırlatmış olabilir size. Squidward’ın bu depresif ve mutsuz halinin bir sebebi de çocukluğundaki sevgi eksikliği olabilir. Zira bir bölümde çocukluğunda babasının ona hiç sarılmadığını öğreniyoruz. Sürekli bir keder ve ızdırap içerisinde yaşaması, umutsuzluğu, mutsuzluğu, sağlıksız beslenmesi, agresifliği yalnız kalma isteğiyle Squidward depresyonda gibi görünüyor. Ayrıca narsistik kişilik bozukluğunun da bazı belirtilerini görüyoruz. Bunlar neler mi? Squidward bariz bir şekilde kendini diğerlerinden üstün olarak görüyor. Diğerlerinin cahil olduğunu düşünüyor ve onlarla aşağılayıcı bir tutumla dalga geçiyor. Ayrıca Squidward’ın evinde kendine ait 500’ün üzerinde portresi var ve aslında öyle olmamasına rağmen dünyanın gelmiş geçmiş en iyi klarnetçisi olduğunu düşünüyor. Zaman zaman kendi eksiklikleri ortaya çıktığında bir şekilde suçu cahil olarak nitelendirdiği diğerlerine atarak kendi eksikliklerini örtbas etmeye çalışıyor.

Hatırlarsanız narsizmde de diğerlerini aşağılayarak, diğerlerinin üzerine basarak kişi kendi benliğini yüceltmeye çalışıyordu. Yüksek egosu sebebiyle genellikle övülmeyi ve özel davranılmayı bekliyor ve bu olmadığı zaman da huysuzlaşıyor. Squidward her ne kadar dışarıdan böyle ukala, özgüvenli gibi gözükse de içten içe ciddi özgüven problemleri yaşıyor. Squidward her ne kadar geçimsizmiş gibi görünüp yalnızlığı tercih etse de içten içe arkadaşlarını seviyor ve sevilmeyi istiyor. Belki de çocukluğumdan beri hasret kaldığı o sarılmayı özlüyor. Peki biz yetişkinler neden Squidward’ı bu kadar çok seviyoruz? Belki de bizi yansıttığı içindir. Evet, gelelim baş kahramanımız Sünger Bob’a. Sünger Bob’un en temel özelliği bence aşırı iyimserliği. Sünger Bob iyimser hatta fazlasıyla mantıksız derecede toksik düzeyde bir iyimser iyimserlik iyidir. Evet ama fazlası zararlıdır. Zira bunu Sünger Bob’da da görüyoruz. Bu aşırı iyimserliği bazen Sünger Bob’a zarar verebiliyor ve kandırılmakla sonuçlanabiliyor. Sünger Bob’un bu iyimserliğinden dolayı kullanılmasını en çok işyerinde görüyoruz. Sünger Bob’un patronu Bay Yengeç, para için her şeyi yapan cimri bir patron dur. Sünger Bob ise işini çok seviyor ve sürekli çalışıyor ve sürekli ayın elemanı olarak seçilmek istiyor. Onun bu çabasını gören Squidward bir gün onu uyarıyor ve şöyle söylüyor “Ayın elemanı ödülünü Bay Yengeç size ekstra para harcamadan daha çok çalışmanızı sağlamak için veriyor” diyor. Ancak bizim iyimser Sünger Bobumuz buna kesinlikle inanmıyor ve kendisi çok çalıştığı için bu ödülü kazandığını düşünüyor. Sömürüldüğünden habersiz iyimser Sünger Bobumuz bir de Squidward’da öneride bulunuyor.

Eğer çok çalışırsan bir gün sen de ayın elemanı seçilebilirsin. Öte yandan Sünger Bob hem nazik hem de iyi kalpli bir karakter. Diğerlerine yardım etmeyi seviyor. Hatta bunun uğruna bazen kendini bile tehlikeye atıyor. Bazı günler Sünger Bob uyanıyor ve kendisine şöyle bir hedef belirliyor. Bugün şu kadar sayıda insana iyilik yapacağım. İlginç şekilde bu mutluluk içinde önerdiğimiz tekniklerden biridir ve etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Gerçekten de başkalarına iyilik yapmak sizin de iyi hissetme oranımızı arttırıyor. Belki de Sünger Bob’un bu iyimserliğin ve mutluluğunun neşesinin kaynağı budur. Her ne kadar adeta bir yetişkin gibi tek başına yaşadığı bir evi, düzenli bir işi, düzenli bir hayatı olsa da davranışları bir yetişkinden çok bir çocuğa benzemektedir. Karakterimiz çocukluk ve yetişkinlik arası bir yerdedir. Belki de yazar hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap edebilmek için bu alanı özellikle bulanık bırakmış olabilir. Sünger Bob kendine güveniyor ve aklına koyduğu şeyi her ne pahasına olursa olsun yapıyor. Hatırlarsanız ilk iş başvurusunda bulunduğunda Bay Yengeç’in restoranına kimse ona güvenmemişti ancak sonrasında o her türlü zorlu görevin üstesinden gelmeyi başarmıştı. Sünger Bob hayal gücü son derece kuvvetli, dışa dönük, sosyal arkadaş canlısı, arkadaşlar için her şeyi yapan bir karakter. Ayrıca hata yaptığında rahatlıkla bunu kabul edip özür diyebilecek olgunluğa sahip. Sünger Bob’daki hareketlilik, aşırı konuşma, dürtüsellik kendini durduramama riskli işlere girme, sonucunu düşünmeden hareket etme, ciddi dikkat ve odaklanma sorunları bize dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunu düşündürüyor.

Acaba Sünger Bob’da mı DEHB’li? Her şeyin ötesinde Sünger Bob bize hayatla ilgili aslında 5 tane önemli ders veriyor. Bunlardan birincisi her yaptığın şeyde iyi bir yön bulmaya çalış. Başına gelenler de işin iyi yanını görmeyi de ihmal etme. Ancak dozunda kal bunu yaparken. Yoksa kandırılırsın ya da başını derde sokarsın. İkinci dersimiz asla vazgeçme. Kendine inan ve kafana koyduğunu başarana kadar çabalamaya devam et. Üçüncü dersimiz her zaman nazik ve başkalarına iyi davran, iyi yaklaş, iyilik yapmak sana da iyi gelecek. Dördüncü dersimiz arkadaşlar ve eğlenceyi hayatından çıkarma. Bunlar mutlaka olsunlar ve ayrım yapmadan herkesi kucakla. Beşinci dersimiz hatalarını kabul etmekten ve özür dilemekten çekinme. Patrick, Sünger Bob’un en yakın arkadaşı ve o bir denizyıldızı. Vaktinin büyük bir çoğunluğunu bir kayanın altında uyuyarak geçiriyor. Oldukça tembel biraz safça ancak son derece arkadaş canlısı ve sadık bir dost. Patrick’de anlama ve empati zorluğu görüyoruz. Çoğu zaman diğer karakterlerin söylediği şeyleri anlamakta güçlük çekiyor. Ya da anlasada bilgiyi oldukça farklı şekilde yorumluyor. Tabii bunun böyle olmasının bir sebebi var. Yani özellikle Deniz yıldızı karakterinin bu kadar safça çizilmiş olmasının bir sebebi var. Deniz yıldızları beyinsizdir. Yani bildiğimiz anlamda bir beyne sahip değildir. Ancak son derece gelişmiş bir sinir sistemleri vardır. Öte yandan Patrick’in tüm bu şapşikliklerine rağmen ara ara çok zeki söylemlerinin olması mesela bazen okuma güçlüğü çekerken bazı bölümlerde son derece hızlı ve akıcı okuması, bazı bölümlerde çok basit şeyleri bile yapamazken,

bazı bölümlerde örneğin kendi evindeki televizyon kablo sistemini kurması gibi karmaşık işleri yapabilmesi. Bazı izleyiciler de acaba Patrick aslında aptal değil ama aptalmış gibi davranan, diğerlerinin manipüle etmek için aptalmış gibi davranan bir psikopat mı şüphesine sebep olmuştur. Patrick’in bir gün Sünger Bob ile beraber denizanası avlarken bir uçurumdan kafasının üzerine düşmesi ve ardından da bir dehaya dönüşmesini anlatan Smartpants isimli bölümden sonra bu şüpheler iyice artmıştır. Ve Bay Yengeç, çizgi filmimizin açgözlü, cimri ve kapitalist patronu. Para için her şeyi yapar. Onun için her yol mübahtır. Çalışanların ihtiyaçlarını düşünmez. Onun tek derdi paradır. Çalışanlarını daha fazla çalıştırıp daha az para vermenin yollarını arayıp durur. Süngerbob ile aralarında geçen şu diyalog durumu çok iyi anlatır. Bu dünyayı döndüren paradır evlat. Senin şortunu kare tutan da paradır. Ne yazık ki Bay Yengeç bazılarımız için de oldukça tanıdık bir karakter olabilir. Bay Yengeç için biraz Makyavelist bir kişilik diyebiliriz. Makyavelizm kişinin hedeflerine ulaşabilmesi için sömürü ve manipülasyonu kullanmasını içerir. Kısaca amaca doğru giden her yol mübahtır. Aslında Bay Yengeç için de tam olarak yaptığı budur. Para için her şeyi yapar. Her yol mübahtır. Ayrıca para paranoyası ve istifçiliği nedeniyle de biraz takıntılı bir kişilik diyebiliriz. Kişisel gelişim ve psikoloji ile ilgili bu kanalda her hafta iki tane yepyeni video yüklüyoruz. Eğer bu videolardan haberdar olmak istiyorsanız kanala abone olmayı ve eğer videoyu beğendiyseniz yorum yapmayı ve beğene basmayı unutmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir