OKULDA ÖĞRETİLMEYEN 5 HAYAT DERSİ

Kurumlara verdiğim kişisel gelişim eğitimlerinde katılımcıların hep şunu söylerlerdi. Özlem Hanım keşke bu konuları bize okulda öğretselerdi de bu kadar geç kalmasaydık. Evet, okulda çok şey öğreniyoruz ama mutlu ve verimli bir yaşam için en önemli konulardan bazılarını ne yazık ki okula öğrenemiyoruz. Gelin bu videoda bize okulda öğretilmeyen en önemli konulardan beş tanesine bakalım. Okulda öğrendiğimiz en önemli şey, en önemli şeylerin okulda öğretilmeyeceğidir demiş Japon yazar Haruki Murakami. Umarım doğru söylemişimdir ismini. Yanlış anlaşılmasın, aynı zamanda bir eğitimci olarak kesinlikle okula karşı değilim tabii ki. Ancak eğitim programlarının içeriklerinin ve uygulamalarının çok daha zenginleştirilebileceğini düşünüyorum. Her neyse uzatmadan hemen beş hayat dersinden ilki ile başlayalım. Önce kendini bil. Trigonometri, fizik yasaları, Türkiye’nin iklimi, yer şekilleri, divan edebiyatı falan filan. Bunları bilmen çok güzel ama mutlu ve verimli bir yaşam için öncelikle kendini bilmen gerekir. Çünkü kendini bilen kendini tanır. Kendi güçlü ve zayıf yönlerini, yeteneklerini, kapasitesini, geliştirmesi gereken alanları bilir. Bunların farkındadır ve kendini bilen kendi hayatını, kendi seçimlerini doğru şekilde üretebilir. Kendini bilmeyen ise çevresel faktörlerin etkisinde oradan oraya savrulur. Düşünsene lise sondasın ve kendin üzerine pek de düşünmemişsin. Ben kimim? Benim güçlü yönleri neler? Benim gelişmesi gereken yönleri neler? Ben neyi yaparsam gerçekten bir anlam bulabilirim. Yaşamda kendimi tatmin hissederim. Mutlu ve verimli, anlamlı bir hayat yaşayabilirim gibi soruların cevapları dolayısıyla senin için çok flu bir durumda çünkü henüz kendini bilmiyorsun. Böyle bir durumda doğru bir üniversite ya da doğru bir kariyer seçimi yapabilir misin? Kendine doğru hedefler koyabilir misin? Sana uygun meslek seçiminden eş seçimine, yani iş seçiminden, eş seçimine, arkadaş seçimine, hatta boş zaman aktivitesi seçimine kadar doğru seçimler sana uygun olan seçimlerdir. Dolayısıyla tek bir doğru yok. İşte o tek bir doğru olmadığı için hangisi bana uygun konusunda doğru karar verebilmek için de kişinin öncelikle kendini bilmesi gerekir. İyi de bunun nasıl yapacağım diyorsanız eğer, bu durumda Kendini Tanıma ve Bireysel Farkındalık başlıklı oynatma listemde bununla ilgili çok sayıda video bulabilirsiniz. Bu videoların arasından kendinizi daha yakından tanıma ile ilgili, kendi fark etmediğiniz yönleri fark edebilme ile ilgili çok sayıda kağıt çalışmaları, egzersizler ve değişik uygulamalar bulacaksınız. 2. Duygusal zeká becerileri çok çok önemlidir. Bir satış görevlisi düşünün. Genel olarak hayata pozitif bakıyor, iyimser iş arkadaşlarıyla ve müşterileriyle olan iletişimi iyi. İnsanların beden dilinden, ses tonundan, seçtiği sözcüklerden, onların ihtiyaçlarını, isteklerini, taleplerini, içinde bulundukları duygu durumunu anlayabiliyor, onlarla kolaylıkla empati kurabiliyor ve onları kolaylıkla ikna edebiliyor. Hatta mağazaya gelen öfkeli müşterileri dahi kolaylıkla sakinleştirip onlarla uzlaşı sağlayabiliyor. Yukarıda saydığımız özellikler aslında güçlü bir duygusal zekanın işaretlerinden bazıları ve güçlü bir duygusal zeka iş hayatında en az teknik ve akademik bilgi kadar, hatta bazı durumlarda daha fazla önemli bir beceri. Duygusal zeka en genel tanımıyla kişinin hem kendi duygularının hem de diğerlerinin duygularının farkında olabilmesi ve bunları analiz edebilmesi, yani karşıdaki kişinin ya da kendisinin duygu durumunu anlıyor. Bunu analiz ediyor, nedenleri ve sonuçları hakkında fikir yürütebiliyor ve elde ettiği tüm bu verileri daha verimli, daha anlamlı bir yaşam için kullanabilmesi ile ilgili bir beceridir.

Dolayısıyla duygusal zekası yüksek insanların sosyal farkındalığı yüksektir. İyi iletişimcilerdir. İnsanların beden dilinden, ses tonundan, seçtikleri sözcüklerden, genel konuşmalarından, isteklerini, ihtiyaçlarını, duygularını rahatlıkla anlayabilir, onlarla empati kurabilir ve elde ettiği bu verileri, onlarla olan ilişkilerini yürütmekte kullanabilir. Hatta zorlu durumlarda dahi ilişkiyi bu şekilde yönetebilir. Bu veriler sayesinde. Ayrıca duygusal zekası güçlü kişinin bireysel farkındalığı da yüksektir. Ne demek yani? Bir önceki maddeden bahsediyoruz aslında kendisi ile ilgili kendini bilir, kendi duygularının da farkındadır ve bu duyguların altında yatan olası sebepler, bu duyguların sonuçları, tepkilerinin sonuçları, tepkilerinin diğer insanlar ve kendi hayatı üzerindeki etkilerini de doğru şekilde analiz edebilir. Ve tabii ki tüm bu veriler sayesinde zorlu durumlarda kendi tepkilerini yönetebilir. Stresli durumlarda kendi kendini kontrol edebilir, sakinleştirebilir. Dolayısıyla duygusal zekası yüksek kişilerin stresle baş edebilme becerileri de gelişmiştir. Tabii öyle iş hayatından örnek verdim ama duygusal zekası sadece iş hayatı için değil, özel hayatımız içinde eşimizle, arkadaşlarımızla, çocuklarımızla olan ilişkilerimizde ve kendimizle olan ilişkimizde de çok çok önemli bir beceri. Daha verimli, daha sağlıklı, daha mutlu bir yaşam için. Ve işin iyi yanı. Duygusal zeka geliştirilebilir bir beceri. Peki ama nasıl diyorsanız, yine bununla ilgili de videoların linklerini aşağıya ekleyeceğim. 3. Spor ve sanat asla zaman kaybı değildir. Şu anda durum tam olarak nasıl bilmiyorum. Ancak benim zamanımda, benim öğrencilik zamanlarımda beden eğitimi, spor, müzik, resim gibi dersler pek de kale alınmazdı.

Aynı şekilde tiyatro ya da diğer sanat dalları da ancak bir hobi olabilir, asıl meslek olamaz görüşü hakimdi aileler arasında. Yani bir çocuk gidip de ailesine Anne ben oyuncu olmak istiyorum, anne ben heykeltıraş olmak istiyorum ya da ressam olmak istiyorum dediğinde ne yazık ki çoğunluk şöyle bir tepkiyle karşılaşıyordu “Evladım ben sana bunları yapma demiyorum. Hobi olarak gene yap ama asıl mesleğim başka olsun, yoksa aç kalırsın” deniyordu ne yazık ki. Oysa bunların her biri çok değerli ve eğer bunlardan birini, yani bir spor dalında ya da bir sanat dalında eğer bir yeteneğiniz varsa bence çok şanslısınız. Yeteneği ve tutkusu bir spor dalı ya da bir sanat dalı olan bir çocuk zorla hukuk, işletme ya da tıp okusa ne kadar başarılı ve mutlu olabilir ki? Herkes belirli bölümleri okuyabilir ancak ne kadar çalışırsa çalışsın, eğer doğuştan gelen bir yetenek yoksa ne yazık ki herkes sanatçı olamaz. Atatürk’ün de dediği gibi Efendiler hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reis i cumhur olabilirsiniz. Fakat bir sanatkar olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim. Sevgili anne babalar, eğer çocuğunuzun bu alanları ilgisi varsa lütfen onların önünde durmayın. Zira insanın sevdiği ve tutkuyla yaptığı bir işi meslek edinmesi hayattaki en büyük mutluluklardan bir tanesi. 4. Başarının tek bir tanımı yoktur. Başarı deyince ilk aklımıza gelenler genellikle okulu çok yüksek not almak, işyerinde kariyer yapmak, yükselmek ve belli bir statü sahibi olmak, çok para kazanmak gibi unsurlar geliyor aklımıza. Oysa başarı sadece bunlardan ibaret değil.

Başarı pek çok alanla ilgili olabilir. Mesela insanın kendisiyle barışık olabilmesi, kendi başarısızlıklarından kendi mutsuzluklarından ders çıkarabilmesi, kendi zaaflarının zayıflıklarının farkında olabilmesi ve bunları kucaklayabilmesi, nezaketli ve iyi ilişkiler kurabilmesi, duyguları ile yüzleşebilme cesaretini gösterebilmesi. Onurlu, dürüst ve iyi bir insan olabilmesi. Şefkatli ve vicdanlı bir insan olabilmek ve öyle de kalabilmek mesela. Bunlar da çok büyük başarı. Ve 5. Haklarımız ve sınırlar önemlidir. Özellikle iletişimde ve ilişkilerde benim haklarım neler? Karşı tarafın hakları neler? Sınırlar nedir? Neden önemlidir? Sınırlar nasıl konmalı? Nasıl ve ne zaman? ne şekilde hayır diyebilmeliyim? Bunları da ne yazık ki okullarda ders olarak çoğu zaman göremiyoruz. Oysa sınırlar yeterince iyi konulamadığı için, çizilemediği için kişi kendisinden yabancılaşmaya başlıyor. Ve o birinci maddede saydığımız en önemli şey olan kendini bilmek gittikçe zorlaşıyor. Ayrıca yine haklarımın ne olduğundan tam olarak emin olamadığım için ve bunların nasıl doğru şekilde ifade edeceğimi bilemediğim için ne yazık ki yine yaşantım bundan olumsuz şekilde etkilenebiliyor. Ne yazık ki toplumumuzda çoğu insan, çoğu davranışının ya da söyleminin bir sınır ihlali olduğunun, diğer insanları ruhsal ya da bedensel olarak rahatsız ettiğinin farkında bile değil. Eğer bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak istiyorsanız, yine sınırlarla ilgili oynatma listeme şöyle bir göz atabilirsiniz. Okullarda ayrı birer ders olarak okutulmayan fakat çok önemli bazı hayat derslerinden bahsettik. Siz bu listeye neleri eklemek isterdiniz? Yorumlarda bizimle paylaşırsanız çok sevinirim. Belki yaptığınız yorumla, hayattan çıkardığınız o önemli dersle birilerine ilham olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir