Beni İyileştiren Yaklaşım: En Sevdiğim Terapi Türü

Bundan 20 küsur yıl önce arkadaşlar. Hayatım berbat. Bir kabusu yaşıyorum. Önce hayatta en sevdiğim insanı, babamı ani bir kalp kriziyle kaybettim. Sonra her şey domino taşı gibi ardı ardına yıkıldı. Şirketi iflas etti. Ev ve eşyalar hacizle gitti. Sırtımda babadan kalan devasa bir borç. Beş parasız, evsiz, borç harç içinde. Koskoca İstanbul’da bildiğin ortada kaldım. Hacizden kurtarabildiğimiz üç beş eşyayı bir arkadaşın deposuna koyduk. Annemi doğuda görev yapan abimin yanına gönderdim. Çünkü ortada bir evimiz yoktu. Ben İstanbul’da acilen bir iş bulup sıfırdan başlamak ve hayatı yeniden kurmak zorundaydım. Ev tutacak param yok. Kartlar bloke. Kredi çekmem mümkün değil. Hiç unutmuyorum bankayı aradığımda bunun için hiç unutmadığım bir şeydir. Şöyle demişti karşımdaki kişi: “Hanımefendi şaka mı yapıyorsunuz?” Mecburen yakın bir arkadaşımın evine sığındım. Zaten içimde o hep yük olma korkusunu taşırken bir başkasının çok sevdiğim bir arkadaşım bile olsa, bir başkasının evinde yaşamak, tırnak içinde belki de ona yük olmak o kadar ağırdı ki. Deli gibi çalışıyorum. İş yerim Bostancı’da. Ben Şişli’de yaşıyorum. Sabah altıda kalkıyorum. Bitmek bilmeyen bir trafiğin içerisine giriyorum, işyerine gidiyorum. Gece geç saatlere kadar çalışıp akşam evime dönüyorum. Tüm bu süreç devam ederken bir sabah disosiye bir şekilde uyandım. Ensemin arkasından tüm sırtıma ve tüm vücuduma yayılan o buz gibi soğuk sızı, tüm bedenimde hissettiğim bir karıncalanma, batma hissi. Kollarımda bir uyuşma, ellerimde bir uyuşma ve sanki ben kendi bedenimde değilmişim gibi. Uzay boşluğundaymışım hissi. Bir yabancılaşma, depersonizasyon, derealizasyon dediğimiz şeyler. Bilirsiniz o kopukluk, o kendine yabancılaşma halini. Stresten olduğunu biliyorum, mekanizmayı da biliyorum ama durduramıyorum. Bilmek hiçbir işe yaramıyor. Ardından gelen panik ataklar, sokakta yürürken başımın dönmesi, bir yerlere tutunarak ilerleme ihtiyacı, baş dönmesi için aldığım bir sürü ilaç ve karanlığın içinde geçen yıllar. Zamanla evimi tutabildim, annemi yanıma alabildim ve hayatımı tekrar kurabildim. Dışarıdan bakıldığında her şey normal gibi görünüyordu. Ancak anksiyete hep benimle bir gölge gibi yanımdaydı. Özellikle şu bedensel hisler, başın sürekli dönüyor gibi olması, dengemi bir türlü sağlayamamam, her an sanki bayılacakmışım hissi hep benimle birlikteydi. Ta ki bir gün ACT, yani Türkçesiyle kabul ve adanmışlık terapisiyle tanışıncaya kadar. Sadece bu terapiyi, bu yaklaşımı okuyup geçmedim. Derinlemesine inceledim. Bazı eğitimler aldım ve içindeki o şefkatli mindfulness felsefesi, bilinçli farkındalık o kadar ruhuma dokundu ki… Her bir adımı önce kendimde, kendi içimdeki o bitmek bilmeyen savaşımda denedim ve sonuç bana inanılmaz iyi geldi. Gölgelerimle savaşmayı bırakıp onlarla birlikte yürümeyi öğrendim. Peki ne diyordu ACT? Ne diyordu kabul ve kararlılık terapisi? Neyi söylüyordu da onca yıllık anksiyete döngüsünü kırabiliyordu? Aslında çok basit ama bir o kadar da sarsıcı bir şeyi söylüyordu. Acı çekmek insan olmanın normal bir parçasıdır. Sorunun kendisi değil, asıl sorun o acıdan kaçmaya çalışırken hayatı kaçırmamızdır. Bize genellikle öğretilen şey, kötü hisleri yok etmemiz gerektiğiydi. Sürekli canlı, enerjik, dinamik, mutlu olmalıydık. Tırnak içinde kötü, korkunç hislerden ise olabildiğince kaçmalı, bastırmalı ya da onları yok etmeliydik. ACT ise tam tersini yapıyordu ve bizi şu üç adımda özgürleştiriyordu. Birinci adımda şunu söylüyordu ACT: Duygularınla savaşmayı bırak, kabul et. O sabah uyandığımda sırtıma yayılan o soğuk sızı, onu fark etmemle beraber içimde beliren o dehşet duygusu. ACT bana o sızıdan korkup kaçmak yerine bedenimde ona şefkatli bir alan açmayı öğretti. Hislerimiz düşmanımız değil, sadece geçici misafirlerimizdi. Gerçek güç kusursuz olabilmek değildi. Kusurlu ve kırılgan parçamızla yüzleşebilmek ve kucaklaşabilmekti. Yaşadığım bedensel hislere bu gözle bakınca içine girdiğim o kısır döngü de daha da şiddetlenerek büyümüyordu. Ve ikinci adım. ACT’in bana öğrettiği ikinci şey. Zihnindeki hikayelere kapılıp gitme. Kendini düşüncelerinden, hislerinden ayrıştır. Zihnim bana sürekli olarak şunu söylüyordu: Yine panik gelecek. Yine aynı şeyi yaşayacaksın. Ya şimdi gelirse? Ya şimdi düşüp bayılırsam? ACT sayesinde bu düşüncelerimin mutlak gerçeklik olmadığını, sadece zihnimin ürettiği kelime dizileri olduğunu fark ettim. Onları susturmaya çalışmadım ama onlara inanmadım da. Ve en önemlisi onları dışarıdan bir göz gibi izlemeyi öğrendim. Dalgalarla savaşmak, bir yerlere tutunmaya çalışıp direnmek yerine dalganın dışında kalıp akışını izledim. Tabii bu söylediklerim birdenbire olmadı. Yani bir sabah ben uyandım, ACT’ı öğrendim, yaptım ve ertesi gün bu oldu diyemiyorum. Bunların her biri için çeşitli uygulamalar, çeşitli aktiviteler yaptım ve bunları tam anlamıyla içselleştirmem belirli bir süre aldı. Aslında bu tekniklerin büyük bir kısmını videolarımda anlatıyorum. Eğer oynatma listesinde özellikle anksiyete, panik atakla ilgili oynatma listesine tıklarsanız orada pek çoğunu bulabilirsiniz. Ayrıca son çıkan kitabım Endişeye Mahal Var’da da bu uygulamaları detaylı bir biçimde anlattım. Tabii burada şu çok çok önemli. Bunları bilmek değil arkadaşlar, bu videoları izlemek değil, bunları deneyimlemek sizi tırnak içinde iyileştirecek. Okuyarak ya da izleyerek değil, bedene, sinir sistemine o deneyimi yaşatarak öğreteceğiz. Ve ACT’ın bana öğrettiği üçüncü şey: Acının bitmesini bekleme, acıyı da yanına al. Acıyla birlikte değerlerine doğru yürü. İşte kararlılık ya da adanmışlık kısmı da burada devreye giriyor. Bu hayatta senin için en önemli değerler ne? Bu hayatı senin için anlamlı, yaşanmaya değer kılan şeyler ne? Çoğu zaman yaşadığımız sıkıntılara öylesine odaklanıyoruz ki o sıkıntılardan kaçmaya ya da onları bastırmaya o kadar çok odaklanıyoruz ki kendimizden, değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Hayatımız kaçınmadan ibaret oluyor. Yaşam alanımızı gitgide daraltıyoruz. Oysa adanmışlık bize diyor ki hayatını yaşamaya başlamak için anksiyetenin tamamen bitmesini beklemek zorunda değilsin. İçinde korku, endişe ve o yabancılaşma hissi varken de senin için anlamlı olanı yapmaya, sevdiklerine sarılmaya ve üretmeye devam edebilirsin. Tabii ki bu anksiyete yolculuğunda somatik teknikler, sinir sistemi bilgisi, şema terapi ve yaralı çocuk çalışmalarının da etkisi oldukça fazlaydı. Yine tüm bu anlattığım yaklaşımları da son kitabım Endişeye Mahal Var içinde bulabilirsiniz. Ben bu videoyu niye çektim? Aslına bakarsan belki de şunu demek istedim sevgili acı çeken arkadaşım. Biliyorum bazı önerileri duyduğunda şunu söylüyorsun, arkadaş ben o sırada kendimden geçiyorum. Onları yapacak halim mi var? Ben nasıl bir taraftan da acımı yanıma alıp değerlerim doğrultusunda yaşamaya devam edeyim, nasıl bir taraftan da üretmeye devam edeyim?” Böyle diyor olabilirsin. Seni çok iyi anlıyorum. Bir kere seni çok iyi anladığımı belki de kanıtlamak istedim bu videoyu çekerken. Öte yandan da şunu bilmeni istedim. İnan bana bir şekilde her zaman yaptığın şeyi bırakıp farklı bir şeyi denediğinde çünkü hep ne yapmaya çalıştık? Hep bu acıdan kaçmaya, onu yok etmeye, onu bastırmaya çalıştık. Hep ona direndik. Fakat gel bu sefer farklı bir şey yapalım diyorum sana. Gel bu sefer bu acıyla birlikte ona bakış açımızı değiştirerek, ona bir alan açarak, onunla birlikte yürümeye çalışalım. Biliyorum sana şu an çok zor gibi geliyor. Çok imkansız gibi geliyor ama inan bana bu mümkün. Bunu yaşamış biri olarak söylüyorum. Eğer imkanın varsa ACT yaklaşımını uygulayan bir psikoterapistle çalışmayı deneyebilirsin. Bu arada ben bireysel psikoterapi almıyorum, bireysel psikoterapi vermiyorum pardon. Bunu kendi reklamımı yapmak için söylemiyorum. Ben şu an arkadaşlar halihazırda hiç kimseye birebir online ya da yüz yüze psikoterapi hizmeti vermiyorum. Benim bir kliniğim yok, bir ofisim yok, bir danışan almıyorum. Benim amacım burada kendi reklamımı bu anlamda yapmak değil. Bir psikoterapistle beraber yürümek çoğu zaman daha güvenlidir bu yolda. Özellikle ACT yaklaşımı da anksiyete ve panik atak üzerinde oldukça etkili olduğu için bu yaklaşımı da çalışan bir psikoterapistle beraber çalışmayı belki deneyebilirsin, belki sana faydası olabilir. Ha psikoterapi almaya gücüm yok. Bana dediklerinde öyle diyordum. Ya zaten benim psikoterapi alacak gücüm olsa belki de bunları yaşamazdım diyordum. Ama tabii çok da alakalı olmayabiliyor parayla. Eğer buna gücün yoksa da bu kanaldaki ücretsiz videoların çoğu ACT yaklaşımındaki uygulamaları temel alıyor zaten. Kanalımda oynatma listeleri bölümüne gidip anksiyete, panik atakla baş etme videoları bölümüne tıklayıp oradaki videoları izleyerek hayatına katkı sunabilirsin. Bir deneyebilirsin kesinlikle olacak demiyorum sana. Çünkü herkesin durumu birbirinden farklı. Her birey, her bireyin fizyolojik yapısı, geçmiş yaşantısı, tecrübeleri birbirinden farklı ama deneyebilirsin. Aynı şekilde kitabımda da bununla ilgili uygulamaları bulabilirsin. Bir dene, belki de sana faydası olur. Bunu paylaşmak için çektim bu videoyu. Stres ve zorlayıcı duygularla baş edebilmenin farklı yollarını denemek istiyorsan tam da doğru yerdesin. Bu kanalda bu konularla ilgili videolar paylaşıyoruz. Eğer bu videolardan haberdar olmak istiyorsan kanala abone olabilirsin. Bildirim zillerini açabilirsin. Bu tarz videoların daha fazla sayıda insana ulaşmasına destek olmak istersen aşağıda yorum yaparak ve videoyu beğenerek bize destek olabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir