Aileni Suçlamayı Bırak İpleri Eline Al

Hayatınızı anlatan bir film çekilseydi bu filmin adı ne olurdu sizce? Peki sizi hangi aktörün ya da aktrisin oynamasını isterdiniz? Bu soruların cevaplarını yorumlarda bizimle paylaşırsanız sevinirim. Bu soruları neden sorduğumu ise videonun ilerleyen bölümlerinde anlatacağım. Şimdi başlığımıza, başlık konumuza gelelim. Çocukken yeterince görülmemiş, duyulmamış, anlaşılamamış olabilirsin. Belki bir şeyler çok eksikti, bir şeyler ise taşınamayacak kadar fazlaydı. Sonuçta o günlerin izleri bugün aldığın nefese, kurduğun ilişkilere, verdiğin tepkilere kadar yansıyor. Sosyal medyada çocukluk deneyimlerinin bugünü nasıl mahvettiğine dair pek çok paylaşım, pek çok video görmüş olabilirsin. Ancak bu videoların amacı seni geçmişin tozlu raflarında bir kurban olarak bırakmak değil. Ya da hayatının sorumluluğunu anneni, babanı suçlayarak, ebeveynlerini suçlayarak onlara yüklemeniz de değil. Bu videoların amacı aslında tam aksine bugünkü tetiklenmelerinin kökenini fark edip artık o yaralı çocuk adına değil, bugünkü yetişkin sen olarak tepki verebilmeni sağlamak ve hayatının sorumluluğunu almana yardımcı olmak. Ve bu mümkün. Peki ama nasıl? Hazırsan başlayalım. Az önce sorduğum film sorusuna geri dönelim. Verdiğiniz cevaplara şöyle bir bakın. Bu soruya verdiğiniz cevaplar sizin kendi hayatınızın nasıl gördüğünüze, nasıl yorumladığınıza ve bu hayatta kendi rolünüzü nasıl algıladığınıza dair çeşitli farkındalıklar, ipuçları sağlayacak size. Mesela filmin adı bir trajedi mi, komedi mi yoksa bir mücadeleyi mi barındırıyor? Filmin adı ya da ana teması daha çok hangi duyguyla ilgili? Hüzün mü, öfke mi, korku mu? Peki bu duygu hayatınızdaki en baskın duygu mu? Filminize koyduğunuz isim çok mu şatafatlı yoksa çok mu sönük, çok mu sıradan? Ya da belki de ortalarda bir yerde. Çok şatafatlı ise eğer içten içe hissedilen bir eksikliği telafi etme çabası olabilir mi? Filmin adı çok sönükse ya da çok geçiştirildiyse acaba bir kendini cezalandırma ya da kendini sabote etme çabası olabilir mi? Ya da belki görülme korkusudur. Sizi oynaması için seçtiğiniz ünlü kişi kimdi? Neden onu seçtiniz? Acaba o oyuncuyu seçmenize sebep olan özellikler sizde de olabilir mi? O kişiyle ortak yönleriniz neler olabilir? Ya da belki de o oyuncuyu seçmenize sebep olan özellikler aslında sahip olmayı arzu ettiğiniz özelliklerdir. Ya da belki de ikisi birdendir. Sizde de var olan ama bastırdığınız bir gölge yönünüzle ilgilidir belki de bu özellikler. Belki de karşılanmayan bir ihtiyacınızla ilgilidir. Filmin ana temasına dönelim isterseniz. Eğer film bir mağduriyet hikayesi ise siz o filmde hep bir şeylerin maruz kalanısınızdır Yani başroldeki kişi anne baba hatalarının, çocukluk travmalarının ya da çeşitli şanssızlıkların ana nesnesidir. Ama bugün ben size o senaryoyu yeniden yazdırmak istiyorum. Evet, çocukken seçim şansımız yoktu. O evin iklimini biz belirlemedik. Ancak bugün bu filmin hem yönetmen koltuğunda hem de oyuncu koltuğunda oturan biziz. Geçmişi değiştiremeyiz ancak geçmişin bugünkü yönetmenliğine son verebiliriz. Ebeveynleri suçlamak başlangıçta iyileştirici bir duraktır. Çünkü “ben sadece bir çocuktum, hata bende değilmiş” demenizi sağlar. Bu da suçluluk duygusunu hafifletir. Ancak burası bir aşamadır sadece. Yani iyileşme yolunda bir duraktır. Nihai bir hedef değil. Eğer bu durakta çok uzun süre kalırsak bir süre sonra burası bizim hapishanemiz olur. Onlar böyle yaptığı için ben böyleyim demek, iyileşme anahtarını ebeveynlerinizin eline teslim etmektir. Onlar değişmedikçe ya da sizden özür dilemedikçe iyileşemeyeceğinize inanırsınız. Suçlama aşamasında takılı kalmak, bizi çocukluktaki o çaresizlik hissine hapis bırakır. Oysa biz artık o çaresiz çocuk değiliz. Tabii burada çok kritik bir ayrım var. Birçoğumuzun gösterdiği direncin sebebi de bu. Aileyi suçlamayı bırakmak, size yapılanları onaylamak ya da bu yapılanları boş vermek demek değildir Aileyi suçlamayı bırakmak aslında onları anlamaktır. Anlamak da, onların da kendi çocukluklarından getirdikleri travmaları, o günkü kapasitelerini ve kendi duygusal yetersizliklerini görebilmektir. Onları da kendi hikayeleri içerisinde birer yaralı bir insan olarak görmeye başladığınızda onlardan beklediğiniz o mucizevi onayı aramayı bırakırsınız. Yani bir anlamda artık vazgeçersiniz. Ve bu vazgeçiş, işte özgürlüğün anahtarıdır. Peki biz ne yapabiliriz? Nasıl hayatımızın iplerini geri alabiliriz? İlk aşamamız tabii ki öz farkındalık. Tetiklenmelerinizi takip edin. Bunun için bir duygu günlüğü tutabilirsiniz. Yani gün içerisinde sizi etkileyen, duygusal olarak yükselten olayları kaydedebilirsiniz. Yani o sırada ne oldu, ben ne yaşadım, ne hissettim, bedenimde ne tür belirtiler vardı ve o sırada neler düşündüm ve ne tür bir tepki verdim gibi. İkinci aşamamız, bugünkü tepkilerimizin altında yatan o yaralı içsel çocuk parçamızla tanışmak her birimizin içinde zamanında yeterince duyulmamış, görülmemiş bir şekilde yara almış bir çocuk parçamız var. Buna içsel çocuk parçamız diyoruz. Hayatımızı değiştirmek ve ipleri elimize alıp artık o çocuk parçadan değil, bugünkü yetişkin benden tepki vermek istiyorsak, o zaman öncelikli olarak bu çocuk parçayı fark etmeli, onun eksik kalan ihtiyaçlarını görmeli, belki de kendi kendimize ebeveynlik yaparak bu eksik parçalarla ilgili onu rahatlatmalıyız. Bunları nasıl yapabileceğinle ilgili çeşitli teknikleri içeren videolarım var. Bunları kanalımda bulabilirsin. Linklerini aşağıda yorumlarda en başa sabitlediğim yorumda bulabilirsin. Ve üçüncü aşamamız artık tepki vermeden önce seçim yapmak ve yetişkin modundan tepki vermek. Çocukluk döneminde geliştirdiğimiz inanç ve davranış kalıplarımız, farkında olmasak da bugünkü yetişkin tepkilerimizi de etkiliyor. Örneğin yaşadığınız sıkıntılar için sürekli başkalarını suçlamak, hayatın sorumluluğunu almayı reddetmek de, yani kurban rolüne girmek de yine çocukluktan gelen bir alışkanlıktır ve bir tepkidir. Bunu her fark ettiğinizde kendinize artık büyüdüğünüzü ve içinizde tıpkı yaralı içsel çocuğunuz gibi sağlıklı bir yetişkin parçanızın da olduğunu hatırlatın ve bu sağlıklı yetişkin parçadan hareket etmeye çalışın. Örneğin bu gibi durumlarda kendi kendimize şu anda içimdeki yaralı çocuk tetiklendi ve kurban rolüne geçmek istiyor. Ancak ben artık bir yetişkinim. Hayatımın sorumluluğunu alabilirim ve şu an bu durumla ilgili olarak örneğin kendime sınır çizebilirim ve bunu yapacağım gibi cümlelerle ipleri elinize alın. Tabii ben tüm bunları sanki çok kolaymış gibi anlatıyorum ya da çok kısa sürede olabilecekmiş gibi anlatıyorum. Ama bu kişiden kişiye göre değişebilmekle beraber bu süreçte bir terapistten yardım almak tabii ki bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmanızı sağlar. Ancak eğer buna imkanım yok diyorsanız, bu kanalda size bu yolda yardımcı olabilecek pek çok teknik videosu bulabilirsiniz. Örneğin İçsel Yaralı Çocuğu Adım Adım İyileştirme başlıklı oynatma listemde bu konuyla ilgili bir sürü video var. Linkini dediğim gibi en başa sabitlediğim yoruma ekledim. Bu yolda ilerledikçe belki de o filmin adını da değiştireceksiniz. Belki filmin adı Yeniden Başlamak ya da Kendi Yolunu Çizen olacak. Unutmayın, çocukluğunuz sizin kaderiniz değil, sadece hikayenizin başlangıç bölümüydü. Evet, etkili bir bölümdü ancak geriye kalan sayfalar boş ve kalem sizin elinizde. Eğer bu yolculukta size eşlik etmemi isterseniz kanala abone olmayı, aşağıya yorum yapmayı ve bu videoyu sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın lütfen. Bir sonraki videoda görüşmek üzere. Kendinize ve içinizdeki o yaralı çocuğa iyi bakın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir