HİSSİZLİK UYUŞUKLUK YABANCILAŞMA KOPUKLUK HİSSİ – BUNDAN NASIL KURTULURUM ?

Sanki ölü gibiyim. Ne kötüyüm, ne de iyiyim. Sadece nefes alıyorum. Hissiz, donuk, uyuşmuş hissediyorum. Eğer bu cümlelerin bazıları sizin için de tanıdıksa, bu videoda bunun nedenlerini ve bununla baş etme adımlarını konuşacağız. Sevgili dostlar, bu hissettiğiniz şey aslında sinir sisteminin son derece doğal bir koruma tepkisi. Sinir sisteminiz gün içerisinde sürekli olarak güvende miyim diye veri toplar ve herhangi bir tehdit algıladığında yani herhangi bir stres faktörüyle karşılaştığında ilk olarak savaş kaç moduna girer ki siz bunu kalp atışında hızlanma, nefeste hızlanma, kaslarda gerginlik gibi belirtilerle hissedersiniz. Ancak eğer söz konusu tehdit ya da söz konusu stres faktörü baş edilemeyecek kadar büyükse ya da normal düzeyde bir stres faktörü ancak kronikse, yani sürekli olarak buna maruz kalıyorsanız, bir süre sonra sinir sistemi, ben bununla savaşarak ya da kaçarak baş edemiyorum. İyisimi şalteri kapatayım der ve enerjimi korumam gerek dediği için şalteri indirir. Yani dorsal vagal moda yani donma kapanma moduna geçer. Sinir sistemi bunu sizi cezalandırmak için yapmaz. Hissizlik moduna geçer ki sizi bu süreğen acıdan koruyabilsin. Stresli, yorucu ve koşuşturmalı, kendinize ve öz bakımınıza vakit ayırmadığınız, tüketici bir yaşam tarzı, ölüm ve kayıplar, travmatik deneyimler, Ayrıca çok yoğun derecede travmatik olmasa bile sürekli olarak maruz kalınan çeşitli mutsuzluklar, örneğin belki mutsuz evlilikler, mutsuz bir çalışma ortamı, toksik bir ilişkide uzun süre kalmak da yine sinir sistemimizin bu moda geçmesine sebep olabilir. Peki bununla nasıl baş edebiliriz? Hemen ilk adımımıza başlayalım. Birinci adımımız çoğu şeyde olduğu gibi tabii ki kabul ve şefkat. Öncelikle bu durumu yargılamayı bırakın. Hissizlik iyi ya da kötü bir şey değildir. Sadece sinir sisteminin doğal bir koruma tepkisidir. Bunu kabul edin ve kendinizi rahat bırakın. Neden böyleyim? Niye hep böyle oluyor? Niye diğerleri gibi değilim? Ya bu hiç düzelmezse? Gibi sorgulamalar, didiklemeler, yargılamalar. Sadece stresinizi daha fazla arttırmaya dolayısıyla bu donma durumunda daha fazla kalmanıza sebep olur. İkinci adımımız, bu durumunuzu yani hissizlik durumunuzu bir bilim insanı gibi keşif ve merakla incelemeyi öğrenin. İyi de hiçbir şey hissetmiyorum ki dediğinizde bunun da bir his olduğunu unutmayın. Hissizlik de bir his. Peki bu hissizliği bedenimde en çok nerede hissediyorum? Göğsümde mi? Karnımda mı? Kol ve bacaklarda mı? Belki başımda. Yoksa tüm vücut mu? Bu hissizlik hissi neye benziyor? Onu bir şeye benzetseydim bu ne olurdu? Mesela bu his yani hissizlik hissi sıcak mı yoksa soğuk mu? Bir rengi olsaydı bu ne renk olurdu? Bu gibi soruları kendinize sorun. Bu soruların cevaplarını bulmakta zorlanıyor musunuz? O zaman işe önce beş duyunuzdan gelen verileri incelemekle başlayın. Dokunma duyusu mesela. Örneğin pütürlü bir yüzeye elinizi dokundurun ve Parmaklarınızdaki hissi fark etmeye çalışın. Tüm odağınızı parmaklarınızdaki hislere odaklayın. Sanki bu dünyaya yeni gelmişsiniz ve ilk defa böyle pütürlü bir yüzey görüyormuşsunuz gibi. Ardından elinizi daha pütürsüz, daha parlak bir zeminde gezdirin ve duyularla aradaki farkı görmeye çalışın. Ya da mesela duşa girdiğinizde duştan bedeninize doğru akan suyun yarattığı hislere odaklanmaya çalışın. Elinizi mesela suyun kaynağına duşa doğru önce yaklaştırın, sonra uzaklaştırın. Aradaki farkı hissetmeye çalışın. Çarpan suyun yarattığı duyuları hissetmeye çalışın. Sırtınızı dönün, sırtınıza vurduğundaki hisle elinize vurduğundaki his arasındaki farkı görmeye çalışın. Tüm bunları yaparken tüm odağınızı duyularınızdan gelen verilere odaklayın. Görme duyusu mesela. Görme duyusu ile ilgili şöyle bir oyun oynayabilirsiniz. Her gün kendinize bir renk seçin ve gün içerisinde her gün o renkteki nesneleri fark etmeye çalışın. Gün içerisinde kaç tane o renk nesne göreceksiniz? Gün içinde 5-10 saniyelik farkındalık molaları verin mesela. Bakın fazla değil, sadece 5-10 saniye, gün içinde herhangi bir an. Gözlerinizi kapatın ve kulağınıza gelen sesleri duymaya çalışın. Hangi sesler geliyor? Belki kuş sesi, belki yoldan geçen arabanın sesi, belki bilgisayarınızdaki fanın sesi. Neleri duyuyorsunuz? Ayırt etmeye çalışın. Bu çok basit çalışmalar duyularınızla ve bir süre sonra hislerinizle aranızdaki kopukluğu yavaş yavaş giderecek. Efendim, üçüncü adımımız mindfulness egzersizlerini hayatınızın bir parçası haline getirin. Mindfulness egzersizleri özellikle de beden tarama ki bunun uzun versiyonları da var, kısa 6-7 dakikalık versiyonları da var. Adeta bu iş için bir ilaçtır. Mindfulness egzersizlerini düzenli olarak ama disiplinli ve düzenli olarak her gün uyguladığınızda bir süre sonra dikkatinizi ana çekebilme ve sinir sistemini düzenleyebilme ile ilgili ve bedensel duyumları fark etme ile ilgili becerilerinizin geliştiğini göreceksiniz. Bununla ilgili olarak her gün uygulayabileceğiniz 6-7 dakikalık minik bir mindfulness beden tarama egzersizimiz var. Linkini aşağıda yorumlara bırakıyorum. Dilerseniz bu videodan sonra onu deneyebilirsiniz. Ve dördüncü adımımız, bedene anlayacağı dilden, onun anlayacağı dilden güven mesajı göndermek. Sinir sistemimizin don-kapan moduna girmesinin sebebi sürekli bir tehdit algısı. O zaman eğer bu tehdit algısının yerine bedensel olarak güven mesajı gönderirsek yavaş yavaş don-kapan modundan çıkacaktır. Bunu yapmanın en etkili yollarından biri de bedensel egzersizlerdir, somatik yaklaşımlardır ki bununla ilgili kanalımızda pek çok video mevcut. Yine var olanların linkini aşağıda yorumlara bırakacağım. Ancak çok kısa ve genel olarak bahsetmek gerekirse yavaş, Yumuşak geçişli hareketler sinir sistemimizi tekrar düzenleyebilmek, bedensel farkındalığı arttırabilmek, duyumlarımızla tekrar iletişime geçebilmek ve güven mesajı gönderebilmek için harikadır. Bununla ilgili olarak bahsettiğimiz bedensel egzersizlerin yanı sıra yoga, tai chi, çigong gibi egzersizler de harikadır. Sinir sistemimizi güven moduna alabilmeyle ilgili etkili teknikleri bir önceki videomda anlatmıştım. Merak edenler aşağıya linkini ekliyorum ilk yoruma. Ayrıca şuradan da ulaşabilirsiniz. Efendim, beşinci adımımız molalar vermek, kendimize değer vermek, kendimize öz bakım zamanı ayırmak. Sinir sistemimizin bu moda girmesinin bir nedeni de kendimizi tüketircesine yaşamak, tüketircesine çalışmak, hiç dinlenmeden, mola vermeden, çok koşuşturmalı bir hayatın içerisinde yer almak. Bazılarımız ki buna ben de dahilim, iş yapmanın tek yolu var diye düşünür. Doğru düzgün bir iş yapmak istiyorsak, hiç mola vermeden, hiç kendimize vakit ayırmadan, yemeden içmeden kesilerek böyle kendimizden geçercesine o işi yapmak… Ve o işi bitirmek. Evet, o iş zamanında biter ancak biz de biteriz. Dolayısıyla bu şekilde yaşadığımızda, bu şekilde çalıştığımızda bu yükle sinir sistemi baş edemiyor. Bir süre sonra sen şalteri indirmiyorsan o zaman ben indiriyorum diyor ve donma kapanma moduna geçiyor. Çok sevdiğim bir sosyal medya görseli vardır. Böyle kendimi kaybedercesine çalıştığımda hep onu hatırlatmaya çalışırım kendime. Ekrana gelmiştir şimdi. Burada diyor ki, zamanında mola ver, dinlenmek için tükenmeyi bekleme. Burada değil… şurada mola ver. Sinir sistemimizi düzenleyebilmenin ve bu hissizlik modundan çıkabilmenin zihinsel ve bedensel pek çok tekniği var ve bu tekniklerin bazılarını bu kanalda bulabilirsiniz. Bu kanalda her hafta bu konularla ilgili detaylı videolar ve teknikler paylaşıyoruz. Eğer kaçırmak istemiyorsanız lütfen kanala abone olmayı ve bildirim zillerini açmayı unutmayın. Aynı zamanda bu kanalda stres ve kaygıyla baş edebilmek, işte duygusal zeka, mindfulness gibi pek çok detaylı video eğitimler bulabilirsiniz. Dilerseniz kanalımıza video eğitimler kategorisinden katıl üyesi olarak bu eğitimleri detaylı bir şekilde izleyebilir, uygulayabilirsiniz. Bu konuyla ilgili sorularınız varsa aşağıda yorumlar kısmından bana iletebilirsiniz. Diğer videolarda görüşmek üzere, dinlenmeyi unutmayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir