UTANÇ VE DEĞERSİZLİK HİSSİNİN PANZEHİRİ ÖZ ŞEFKAT

Nedenini bilmediğiniz bir suçluluk, yetersizlik ya da değersizlik gibi hislerle baş etmeye çalışıyorsanız bu çabanız da size oldukça faydalı olabilecek bir kavram olan öz şefkat bugünkü videomuzun konusu. Her an her saniye farkında olmasak da izlediğimiz dizilerden, yapımlardan tutun da çevremizden, sosyal medyadan hatta kullandığımız uygulamalardan dahi daha iyi, daha güzel, daha zayıf, daha zengin vesaire olmamız gerektiğine dair çok sayıda mesaj alıyoruz. Dolayısıyla bazen örtük olabilen bu mesajlar aslında bize şunu söylüyor. Yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince zayıf, yeterince zengin, yeterince güçlü vesaire değilsin. Eee tüketim toplumunda sektörler bizi yetersiz, değersiz, kusurlu ya da eksik hissettirecek ki kendimizi daha yeterli, daha değerli hissedebilmek için satın alalım, tüketelim. Son modeli çıkmış bazı telefon markalarının ya da teknolojik cihazların satışa çıktığı ilk gün, geceden daha kuyruğa giren bazı insanlar. Ya da içindeki çoğu özelliğe aslında ihtiyacı olmamasına rağmen kendi gelirine göre oldukça yüksek tutarlı kredilere giren ve yine de o cihazı alan insanların hepsinin olmasa bile çoğunun aslında peşinde koştuğu şey o teknolojik cihaz ya da o cihazın özellikleri değil. Bu cihaza sahip olmanın kişiye verdiği yeterlilik ve değerlilik hissi. Çocukluktan getirdiğimiz ve kötü, suçlu, eksik, yetersiz ya da değersiz olduğumuza dair bazı katı inançlar ve yargılayıcı iç sesimiz yetmezmiş gibi bir de sosyal medyadan ve çevreden gelen bu bilgiler, sahip olduğumuz bu çarpık inançları daha da katılaştırır, daha da perçinler. Sonuçta içimizde nur topu gibi sebebini bilmediğimiz bir boşluk hissi ya da suçluluk, utanç hisleri ve bu hislerle baş edebilmek için geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarımız olur. Bu savunma mekanizmalarına bazı örnekler. Mesela bağımlılıklar, mükemmeliyetçilik, sıklıkla diğerlerini suçlama, yargılama.

Peki nedir bunun panzehiri? Herkese uyan tek bir formülü vermek elbette doğru olmaz. Zira her birimizin fizyolojik yapısı, geçmiş deneyimleri, yaşadığı travmalar birbirinden farklı. Yaşadığı sıkıntının türü, şiddeti. Bunun her biri birbirinden farklı. Bu yüzden de bir kişide işe yarayan bir teknik diğerinde işe yaramayabilir. Dolayısıyla görünenin altında yatan temel ihtiyacı fark edebilmek için aslında uzman bir psikoterapist ile çalışmak en sağlıklısı. Ancak çeşitli sebeplerle bu hizmete ulaşamayan ya da tercih etmeyen kişiler için öz şefkat bir alternatif olabilir. Peki öz şefkat nedir? Öz şefkat egzersizleri nasıl yapılır? Öz şefkat en en temel anlamıyla kendimize karşı nazik ve anlayışlı olmak anlamına geliyor. Öz şefkatli farkındalık programının geliştiricisi Kristin Neff’e göre öz şefkatin üç bileşeni var. Bu bileşenlerden ilki öz nezaket. Hata yaptığınızda ya da zorlayıcı birtakım duygu ve düşünceler geldiğinde ya da bir şekilde başarısız olduğunuzda kendinize karşı nasıl davranırsınız? Kendinizi yargılayıp yerden yere mi vurursunuz yoksa daha mı naziksinizdir? Kendimi çok yargılarım. Yerden yere vururum diyenler. Size şunu sormak istiyorum. Aynı hatayı ya da aynı başarısızlığı çok sevdiğiniz bir arkadaşınız yapsa ve sizinle paylaşsa ona da aynı tepkileri verir miydiniz? Onu da aynı şekilde eleştirir miydiniz? Büyük bir çoğunluk buna hayır diyecektir. Çünkü o çok yakın, çok sevdiği arkadaşını kırmak istemez. O zaman öz şefkatte kendimize de öz nezaket uyguluyoruz. Yani kendimizi de kırmak istemiyoruz, incitmek istemiyoruz. Bu yüzden kendimize de nazik davranıyoruz. Bu gibi durumlarda kendinizi yargılarken yakaladığınızda, kendi kendinizi yargılarken yakaladığınızda kendinize sorun. Şu an daha ılımlı, daha anlayışlı olmam gerekseydi ne derdim? Ya da bir arkadaşım bu sorunu yaşasaydı ona nasıl yaklaşırım? Şimdi bunu dinleyenler şöyle düşünebilirler Ya o öyle kolay mı? Elimizde değil.

Yargılayıcı iç ses devreye girdiği zaman engel olamıyoruz. Çok haklısınız. Fakat bu sesi öncelikle fark edebilmek, ardından onu izleyebilmek. Ardından da bu farkındalığı kazandıktan sonra o iç sesi her yakaladığınızda ona müdahale edebilmek git gide daha kolay hale gelecek. Bunun tabii ki belli aşamaları var. İç sesle baş edebilme ile ilgili teknikleri merak ediyorsanız eğer bunu anlattığım iki tane videom var. Bu videoların linklerini en başa sabitledim yorumda bulabilirsiniz. Bu arada kendinizi yargılamayın deyince bazı kişilerin aklına şu gelebilir. “Ne yapalım yani sürekli kendimizi mi pohpohlayalım? Hiç mi eksikliklerimizi görmeyelim? Sürekli kendimize olumlu şeyler mi söyleyelim?” Hayır, bu bu demek değil aslında tam olarak. Yani öz şefkatten kastımız tam olarak bu değil. Öz şefkat. Bir hata yapınca kendimizi aptalsın sen işe yaramazın tekisin. Gördün mü her şeyi mahvettin demek yerine. Ah be Özlem! Biliyorum şu an çok acı çekiyorsun. Biliyorum kendini kötü hissediyorsun ya sana bir saygılıyım. Zaman zaman her insan bunu yaşayabiliyor. Biliyorum daha iyisi olmasını istiyorsun ama bunun olabilmesi için bir şey yapabilirsin. Ben sana güveniyorum, sana nasıl yardımcı olabilirim bununla ilgili diyebilmektir kendimize. Takdir edersiniz ki ilk yaklaşımda tamamıyla kendimizi demotive edip, dibe doğru çekip hareketsiz kılarken, ikinci yaklaşımda daha motive edici bir durum söz konusu. Öz şefkatin ikinci bileşeni, Ortak İnsanlık Hali. Acı çekmek, başarısız olmak, korkmak, kaygılanmak, yetersiz hissetmek gibi pek çok deneyimin sadece bize özgü değil, sadece bizim başımıza gelen bir şeyi değil, aslında tüm insanlığın ortak deneyiminin bir parçası olduğunu ve bu gibi durumlar yaşamanın son derece doğal olduğunu kabul etmektir.

Öz şefkatin üçüncü bileşeni ise farkındalık ve ayrışma. Neyi kastediyoruz? Farkındalık derken kastımız. Sahip olduğumuz o hisleri, o duygu, düşünce ya da duyumları fark etmek, onların orada bulunmasına izin vermek, onları yargısızca gözlemleyebilmek ve ayrışma. Yani eğer o duygularla, o hislerle ya da o duyumlarla bir şekilde bütünleştiysek, onlara yapışıp kaldıysak, onlarla aramıza bir mesafe koymak, kendimizi onlardan ayrıştırmak anlamına geliyor. Genellikle insanlar acıdan kaçarlar, çünkü ya acı olduğunda ondan kaçacak ya da onunla bütünleşecek, ona yapışacak gibi hissederler. Yani o acının içerisinde savrulacak gibi hissederler. Oysaki üçüncü bir yol daha var. Bu üçüncü yol. Kendimizi bu duygulardan, düşüncelerden ayrıştırmak ve onları adeta yabancı bir kişinin zihnini gözlemler gibi dışarıdan, yargısızca ve objektif olarak gözlemleyebilmek. Bizi ilk kez izleyenler şöyle düşünebilirler. İyi de o dediğiniz o kadar kolay mı? Nasıl yapacağız onu? Onu söyleyin bize diyebilirler. Bununla ilgili size yardımcı olabilecek çok etkili iki teknikle ilgili ayrı videolarım var. Bu videoların linklerini yine en başa sabitledim yoruma yapıştırdım. Oradan bulabilirsiniz. Daha önceki videolarımda da belirttiğim gibi bu yolculukta yani kendinizle buluşma, kendinize öz şefkat gösterebilme yolculuğunda yol kat edebilmek için bir an önce sonuca ulaşmak, sizi rahatsız eden, sizi zorlayan o duygulardan bir an önce kurtulmak, alel acele sonuca odaklanmak yerine biraz daha sakin olmak, sürece odaklanmak ve videoları hakikatten bazen gerekirse belki birkaç kez izleyip neyi neden yaptığımızı tam anlamıyla kavrayıp, ardından teknikleri sağlıklı, düzenli, disiplinli bir şekilde uygulamak bu yolculukta size yardımcı olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir