15 SORUDA İÇİNDEKİ ŞEYTANI BUL! – Psikolojik Test – Mutluluk ve Başarıyı Engelleyen İçsel Faktörler

İçimizde biz farkında olmadan çalışan ve bizi mutlu ve başarılı olmaktan alıkoyan içsel şeytanlarımız var ve bunlarla baş edebilmenin ilk yolu onları fark etmek. Bu videoda onları fark edebilmek adına size fikir verebilecek 15 soru sizinle olacak. Ayrıca videonun içerisinde bu içsel şeytanlar ile baş edebilmek için neler yapabileceğimize dair yönlendirmelerim de olacak. Eğer hazırsanız başlayalım. Biraz sonra size bazı maddeler okuyacağım. Lütfen bu maddelerin her birini dikkatlice dinleyin ve bu maddedeki düşüncelerin sizi ne kadar yansıttığını ekranda görmüş olacağınız puan cetveline göre puanlayın.  Her bir maddeye verdiğiniz yanıtı lütfen not edin. Yalnız bunu yaparken lütfen şuna dikkat edelim. Vereceğimiz cevaplar olması gerekeni değil, olanı yansıtsın. Yani sizden beklentimiz ideal cevabı vermeniz değil. Şu anda gerçekten ne düşünüyorsanız onu işaretlemeniz. Birinci maddemiz beni reddeden ve yargılayan insanları çekici bulurum ve genellikle de böyle insanlara aşık olurum. Gerek geçmişte gerekse şimdi ilgi duyduğunuz, çekici bulduğunuz ya da aşık olduğunuz insanları şöyle bir düşünmenizi istiyorum. Bu insanlar genel olarak sizi reddeden, değersiz hissettiren olmayacak türden insanlar mıydı? Buna göre düşünüp lütfen puanlamanızı yapın. İkinci maddemiz derinlerde bir yerde insanlar beni gerçekten tanırlarsa sevmezler. Sevinmeye değer bir insan değilim inancı taşırım. İnsanlarla olan ilişkilerinizde çoğu zaman çoğu özelliğinizi saklama gereği mi duyarsınız? Sanki gerçek sizmiş gibi davranırsanız kimse sizi kabul etmez, değer vermezmiş gibi mi geliyor? Üçüncü maddemiz iç sesim beni genellikle acımasızca eleştirir, iç konuşmalarım kendimi hırpalama yönündedir. Herhangi bir hata yaptığınızı düşünün. Bu hatanın ardından kendi kendinize yaptığınız konuşmalarda genellikle bu konuşmalar zalimce yargılayan konuşmalar mı? Kendinizi yerden yere mi vurursunuz? Dördüncü maddemiz her şey yolunda gidiyor olsa bile bunun bozulacağını hissederim.

Aslında hayatınızı tam anlamıyla çok ciddi olumsuzluklar olmasa bile yine de bir şekilde bunun bozulacağını, her şeyin böyle iyi gitmeyeceğini hissedersiniz. Bu olumsuz düşüncelere bir türlü engel olamazsınız. İyi bir şeyler olsa bile nasıl olsa bunun arkasından bir kötülük gelecektir diye düşünürsünüz. Beşinci maddemiz ne kadar çok çalışırsam çalışayım. Maddi olarak iflas edeceğimden ve her şeyimi kaybedeceğimden endişe duyarım. Yeterince kazanıyor olsanız dahi içinizde hep bir endişe vardır sanki. İçten içe günün birinde beş parasız kalacaksınız. Sokaklarda evsiz barksız bir diğer insanlara muhtaç, düşkün bir insan olacakmışsınız gibi bir his vardır içinizde ve bunun yarattığı endişeyle hep adımlarınızı atarsınız. Altıncı maddemiz sağlıkla ilgili çok fazla kaygım var. Gelecekte ölümcül ya da çaresiz bir hastalığa kapılacama dair diğer insanların çoğuna oranla daha fazla endişe duyarım. Başınız ağrısı acaba beyin kanaması mı geçiriyorum? Ya da karnınız ağrısa kendinizi halsiz, hissetseniz acaba kanser miyim? gibi düşüncelere engel olamıyorsunuz. Yedinci maddemiz iyi bir hayat yaşamanın çalışmak ya da çabalamakla çok da bir ilgisi yoktur. Daha çok kader, kısmet, şans meselesidir. Bu cümle sizin düşüncelerinizi ne kadar yansıtıyor? Puanlayın. Sekizinci maddemiz başarılı olarak görülen, yüksek mevkilerde bulunan, örnek gösterilen kişiler genellikle torpille oradadırlar ister özel kurum olsun, ister devlet kurum olsun öyle bir yerlere gelmek, bir şeyleri başarmak, çalışıp çabalamakla olacak işler değildir. Daha çok birilerini tanımak, birilerine yakın olmak ya da bir şekilde bir torpil sahibi olmak ya da iyi bir ailede okumak, şanslı olmak gibi daha dışsal faktörlere bağlıdır.

Dokuzuncu maddemiz başarılı insanların hayat hikayelerini dinlediğimde onların çabalamalarımdan çok hayatlarında sahip oldukları şanslar dikkatimi çeker. Örneğin hangi ülkede doğmuş, hangi ailede doğmuş? Nasıl bir eğitim almış? Yani öyle ilham verici hayat hikayeleri falan hikayedir bana göre. İlham verecek bir şeyler yapabildiyse illaki bir şans faktörü vardır. Ya zaten Türkiye’de değil de başka bir ülkededir. Ya işte çok iyi bir aileye doğmuştur. Annesi babası iyidir iyi bir eğitim almıştır ya da iyi insanlara denk gelmiştir. Onuncu maddemiz ne kadar başarılı olursam olayım yeterli gelmiyor. Kendimi tatmin hissetmiyorum. Başarılı olsam bile tatmin olamıyorum. Bunun keyfini çıkaramıyorum. Aklım hep bir sonraki hedefte. Bir sonraki yapılacak işte oluyor. Diğer insanlar başarılı olduğumu söylüyor ama bana pek öyle gelmiyor. Bence bunu normal, sıradan bir performans. On birinci maddemiz okulda, iş yerinde, ilişkilerimde her zaman hep en iyisi olmak zorundaymış gibi hissediyorum. En iyisi olmak için çok çabalıyorum. Sıradan ortalama bir başarı benim için kabul edilemez. Mükemmeliyetçiyim ve her şey düzgün olmadığında gerilirim. 12. Tatile gitmekten ya da boş durmaktan hiç hoşlanmam. Tatile gitsem bile geviş yemem, rahat edemem. Aklım hep yapmam gerekenlerdedir. Yapmam gereken yetiştirmem gereken o kadar çok iş var ki zaman bana yetmiyor. 13. Diğer insanları kendimden daha çok düşünürüm. Eğer kendime öncelik tanırsam kendimi suçlu hissederim. Kendimi öncelik tanımak bana bencillik gibi geliyor. Onların ihtiyaçları benimkilerden daha önceliklidir. Çok fedakar ve aşırı özverili bir insanım.

On dördüncü maddemiz hayatımdaki önemli kararların kendi kararlarım olduğunu hissedemiyorum. Aldığım kararlar diğer insanların nasıl etkiliyor? Bu benim için önemlidir. Hatta çoğu zaman diğer insanları nasıl etkilediği beni nasıl etkilediğinden daha çok önemlidir. Çatışmadan kaçınmak için elimden gelen her şeyi yaparım ve insanlara hayır demekte oldukça zorlanırım. Efendim gelelim sonuçları değerlendirmeye. Şimdi sonuçlara geçmeden önce şunu belirtmeme izin verin, bu test farkındalık yaratma ve fikir verme amaçlıdır. İçinde her ne kadar bilimselliği kanıtlanmış bazı ölçeklerde maddeler olsa da testin sonucuna bakarak %100 kesin şudur elbette diyemeyiz. Ancak yine de ortaya çıkan sonuçlar bizde çeşitli farkındalıklar yaratabilir ve kendimize dair bazı fikirler verebilir. O yüzden her halükarda değerlidir. İlk üç sorumuzun değerlendirmesiyle başlayalım. Efendim, eğer ilk üç soruya birinci, ikinci ve üçüncü soruya 4 puan ve üzerinde bir puan verdiyseniz, sizin içsel şeytanlarınızdan birinin kusurluluk ya da değersizlik inancı olduğunu söyleyebiliriz. Bu içsel şeytan bize içten içe değersiz, kusurlu, eksik hissettirir. Baskın duygusu utanç ve değersizliktir. Yani bu içsel şeytan bizde olduğunda sıklıkla utanç, suçluluk duyguları, eksiklik, değersizlik duyguları içerisinde oluruz. Kişi kendinden utanır ve diğer insanların kendi tırnak içinde kusurlarını görmemeleri için çok fazla emek harcar. Genellikle bu içsel şeytana sahip kişilerin yaptığı iç konuşmalar. Ben değersizim ben işe yaramazın tekiyim, aptalın tekiyim gibi yıpratıcı, yargılayıcı iç konuşmalardır. Bazen de bazılarımız bu şeytanla baş edebilmek için tam tersiymiş gibi davranmaya çalışırız. Yani içten içe kendimizi eksik ve kusurlu hissetsek bile dışarıdan son derece kibirli ve kendini beğenmiş olarak görünebiliriz.

Bu şeytan çoğunlukla olmayacak kişilere gönlümüzü kaptırıp mutsuz hissetmemize yol açar. Mesela aşık olduğumuz kişiler daha çok evli insanlardır, başka şehirlerdeki insanlardır. İşte ne bileyim, bizden yaşça çok büyük ya da çok küçük ya da çok bambaşka dünyaya sahip insanlar olabilirler. Ayrıca yine bu şeytanın etkisiyle ilişki yaşadığımız kişiye fazlasıyla kıskanç davranabiliriz. Onu dünyayı dar edebiliriz ve bir şekilde eninde sonunda yine mutsuzlukla karşı karşıya kalırız. Bazen de bu içsel şeytanın etkisiyle ciddi ilişkilerden kaçabiliriz. Yüzeysel ilişkilerde kendimizi daha rahat hissedebiliriz. Bir ilişki bir şekilde derinleşmeye başladığında ya da ilgilendiğimiz kişi aynı şekilde bize karşılık vermeye, bize ilgi göstermeye başladığında birdenbire onlardan soğuruz. Dolayısıyla bu içsel şeytandan dolayı mutlu ilişkiler yaşayamayız. Kendimizi mutsuzluğa adeta hapsederiz. Değersizlik ve yetersizlik duyguları içerisinde kıvranıp dururuz. Peki bununla nasıl baş edebiliriz? Eğer sizde de bu içsel şeytan varsa ve baş etmenin yollarını merak ediyorsanız şuradaki videolarından faydalanabilirsiniz. Bu arada tüm içsel şeytanlarla ilgili baş etme videolarının linklerini yorumlar kısmına ekleyeceğim. Videodan sonra en başa sabit dediğim yorumlardaki derdinize derman olabilecek videoları da bulabilirsiniz. Efendim geldik 4-5-6. maddelere. Eğer bu maddelere 4 puan ve üzerinde bir puan verdiyseniz sizin içsel şeytanınız karamsarlık ya da dayanıksızlık inancınız olabilir. Zihninizde hep bir felaketi kaygıyla beklersiniz ve bir gün gelip de bu felaket başınıza geldiğinde bu felaketle baş edebilecek kadar dayanıklı olmadığınızı inanırsınız. Bu felaketler ruhsal ya da bedensel sıkıntılarla ilgili olabileceği gibi, örneğin ya aklımı kaçırırsam ya şurada düşüp bayılırsam ya kanser olursam gibi sağlıkla ya da bedensel sağlıkla ilgili şeyler olabileceği gibi bir şekilde maddi kayıplarla da ilgili olabilir.

Ya beş parasız kalırsam ya muhtaç olursam, ya düşkün olursam ya da bazen mesela dışsal bir tehditle ilgili de olabilir. Ya birleri bana saldırırsa? Sokağa çıktığımda ya asansörde kalırsam, ya yürüyen merdivende başıma bir şey gelirse gibi. Bu içsel şeytan bizi genellikle aşırı kaygılı ve sürekli tetikte tedbirli halde tutar ve bir şekilde kendimizi şöyle rahat, güvende hissetmek bizim için zordur. Eğer bu içsel şeytana sahipseniz bununla nasıl baş edebileceğinizi dair detayları yine şuradaki videolardan bulabilirsiniz. Efendim, yedinci, sekizinci, dokuzuncu sorulara dört puan ve üzeri bir puan verdiyseniz sizin içsel şeytanlarınızdan bir tanesi kurban bilinciniz olabilir. Bu içsel şeytan sizin yüksek hedefler belirlemenize ve hedefleriniz için harekete geçmenize, bir şeyleri değiştirmek için adım atmanıza engel olur, izin vermez. Çünkü içten içe ne yaparsam yapayım zaten ben hiçbir şeyi değiştiremem ki inancı hakimdir. Hayatınızda dışsal faktörlerin önemini fazlasıyla abartılı bir şekilde algılar. Kendi çabalarınızın ve yapabileceklerinizin önemini ise küçümsersiniz? Boşuna uğraşma, böyle gelmiş böyle gider. Sen mi değiştirecen ya? Ya ben ne yapabilirim ki? Ben neyi değiştirebilirim ki? Sizin en sık söylemlerinizden birisi olabilir. Bu içsel şeytan aynı zamanda kendi duygu, düşünce ve davranışlarımızın dolayısıyla hayatımızın sorumluluğunu almamızı da engeller. Bir şekilde eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa sebep hep dışsal faktörlerdir. Eğer başarısız olduysak sebep ya sistemdir ya çevresel dışsal birtakım faktörlerdir, ya başka insanların size kurduğu bazı oyunlardır.

Ne bileyim, eğer mutlu olamadıysak bunun sebebi hep diğer insanlardır ya da dışsal çevresel bazı faktörlerdir. Evet, gerçekten de dışsal faktörlerin ve diğer insanların bizim üzerimizde bir yere kadar etkisi vardır. Ancak kurban bilincindeki kişiler bu etkiyi biraz abartılı algılarlar ve buna dayanarak bir şeyleri değiştirebilmek için harekete geçme ihtiyacı duymazlar. Çünkü başta da söylediğim gibi ben zaten bunu değiştiremem. Bunu kimse değiştiremez ya da bunun sebebi zaten ben değilim diyerek adım atmaktan geride dururlar ve hep bir kurtarıcı beklerler. Bu konuyla ilgili daha geniş bilgi için şu videolarımı inceleyebilirsiniz. 10, 11 ve 12’nci sorulara eğer 4 puan ve üzeri bir puan verdiyseniz sizin içsel şeytanlarınızdan biri mükemmeliyetçilik olabilir. Bu içsel şeytanın bize verdiği en temel duygulardan biri baskıdır. Üzerimizde her zaman her alanda en iyisi olmak adına yoğun bir baskı hissederiz. Eğer ev kadınıysam en iyi yemekleri ben yapmalıyım. En temiz ev benim olmalı. Herkes her zaman beni temiz ve düzenli görmeli. Mükemmel bir anne olmalıyım. Mükemmel bir eş olmalıyım. Eğer iş insanıysam her zaman şirketteki en başarılı insan ben olmalıyım. Ya da sektörümdeki en başarılı insan ben olmalıyım. Ya da öğrenciysem en iyi notları her zaman ben almalıyım gibi. Bu içsel şeytana sahip insanlar sonuç odaklıdır ve sonuca ulaşıncaya kadar rahat edemez. Yani en sonunda o hedefe ulaşana kadar kendiniz sıkar ve yoğun bir şekilde çabalar. İşin kötü yanı sonuca ulaştığında da rahatlayamaz gevşeyemez. Çünkü sonucu ulaştığında da bu sefer bir sonraki hedef için çoktan çalışmaya başlamıştır bile.

Hayat sadece yüksek standartlara ulaşmaktan ve çabalamaktan, çalışmaktan ibarettir. Dışarıdan bakıldığında gayet başarılıdır ama kendisine sorduğunuzda kendisini öyle görmez. Hep bir şeyler eksikmiş gibi bir şeyi daha yapması gerekiyormuş gibi hisseder. Bu içsel şeytana sahip insanların çoğu bir şey yapmadan duramaz. Mesela tatile gidemez. Tatile gitse bile rahatlayamaz, gevşeyemez. Mükemmeliyetçi, işkolik, titiz, takıntılı insanlar da genellikle mükemmeliyetçilik içsel şeytanı bulunur. Bu kişiler dış görünüş, maddiyat, güç, statü gibi konularla ilgili yüksek hedeflere fazlasıyla önem verebilirler. Ancak ne yazık ki bu hedeflere ulaşsalar dahi kendilerini yeterli ve mutlu hissedemeyecekler. Çoğu durumda mükemmeliyetçilik içsel şeytanına değersizlik de eşlik eder. Aslında bu kadar mükemmel olmaya çalışmamızın altında yatan nedenlerden bir tanesi değersizlik olabilir. Eğer bu konuyla ilgili desteğe ihtiyacınız varsa size şu videolarım yardımcı olabilir. Son 3 sorumuza yani 13, 14 ve 15’inci sorumuza 4 puan ve üzeri bir cevap verdiyseniz içsel şeytanlarınızdan bir tanesi aşırı fedakarlık olabilir. Aslında kişi diğerlerini kaybetmemek ve tepki çekmemek adına kendini ikinci plana atıyorsa, sınırlarını çizemiyorsa gerektiğinde hayır diyemiyorsa, diğerlerinin taleplerinin ve ihtiyaçlarının kendisininkilerden daha önemli olduğunu düşünüp kendi ihtiyaçlarını erteliyorsa ve hayatının kontrolünü bir şekilde diğer insanların taleplerine, ihtiyaçlarına bırakıyorsa bu durumda bu içsel şeytan çalışıyor demektir. Bu içsel şeytan bizi uyumlu, özverili, aşırı fedakar, empatik, yardımsever bir insan haline getirir. Kişi kendi ihtiyaçlarını öncelik verdiğinde çok yoğun bir suçluluk duygusu yaşar. Şimdi buraya kadar her şey güzel. Yani diyeceksiniz ki bunun nesi kötü? Ne güzel işte.

Yardımsever, iyi, aşırı fedakar bir insan. Evet, diğerleri açısından belki iyi olabilir, bir yere kadar. Ancak kişi tüm bunları yapabilmek için kendi ihtiyaçlarını, kendi beklentilerini, kendi isteklerini ikinci plana attığı için bir süre sonra içten içe mutsuzluk, umutsuzluk, öfke ve kapana kısılmışlık duyguları yaşamaya başlar. Sanki kendi hayatının kontrolü kendi elinde değildir ve bu da onda nedenini anlayamadığı öfke, huzursuzluk, umutsuzluk gibi duygulara yol açabilir. Bu içsel şeytana sahip bazıları ise tam tersiymiş gibi yaparak baş etmeye çalışabilirler. Mesela dışarıdan son derece asi, isyankar, bağımsız bir kişi gibi gözükürler. Dışarıdan son derece kontrolcü ve otoriter gibi gözükmelerine rağmen aslında içten içe tedirginlikleri vardır. Aşırı fedakarlıkla baş edebilmek için neler yapabiliriz konusuyla ilgili bir video hazırlayacağım. Ancak bu konuyu daha iyi anlayabilmek ve içselleştirebilmek için şu videolarımdan da yardım alabilirsiniz. Bu arada bazılarınız şöyle diyebilir Neden çözüm yollarına dair de bu videoda da bir iki cümle olsun bir şey söylemediniz? Neden sürekli bizi başka videolara yönlendiriyorsunuz? Eğer çözüm yollarıyla ilgili olarak da bu videoda konuşursak bu videonun süresi saatler sürer. O yüzden iyisi mi herkes kendi durumuyla ilgili olarak önerdiğim diğer videolara gitsin ve onlar izlesin. Videomuzun sonuna geldik. Yine her zamanki gibi en başta katıl üyesi olarak kanalımıza desteğini esirgemeyen değerli abonelerimize teşekkürü bir borç biliriz. Eğer siz de kişisel gelişim ve psikoloji ile ilgileniyorsanız ve bu kanalın daha fazla sayıda kişiye ulaşmasına yardımcı olmak istiyorsanız katıl üyesi olarak ya da kanala abone olarak ya da videoyu beğenerek ve altına yorum yazarak bize destek verebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir